Ali Ulvi Kurucu'nun bu ifadeleri, muhafazakar bir münevverin modernleşme sancılarını, gelenekle kopan bağların yarattığı boşluğu ve "kimlik yitimi" korkusunu dile getirir. Metinlerdeki üslup; sitemkar, hüzünlü ama bir o kadar da değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir duruş sergiliyor. Bu bölümler, Türkiye'nin modernleşme tarihini "resmi söylem" dışından, yaşayanın kalbiyle okumak adına çok güçlü tanıklıklardır.