Yaşamda bunca gerçek felaket, bunca sefalet varken, ıvır zıvır kişisel sorunlarım yüzünden surat asmayı, ahlaksal açıdan ayıp saydım. Başıma gerçek felaketler gelince de bunları gözler önüne serip çevremi de mutsuz etmeyi, gene ahlaksal açıdan doğru bulmadım.
Çoğumuz, küçük mutluluklara sıkı sıkıya kapatırız benliğimizin kapılarını. Neşeli insanları sulu sayarız. Dertlenecek bir neden bulamayınca bile, hep dertliyizdir genellikle.
Şafak Pavey’in BM barış görevlisi olarak reform hareketlerinin başladığı 2000 li yıllarda büyük bir heyecanla gittiği ama hayal kırıklığı yaşadığı İran’da yaşadıklarını ve izlenimini anlattığı kitabıdır. İran’daki yaşam, hukuk düzeni, diplomat ve de mültecilerin yaşamı hakkında yaşadıklarını, izlenimlerini kesitler halinde kitapta anlatmıştır. Kitabı severek okudum