Her yerde bütün bu genç topluluğu birleştiren bir bağ hissediyordum ve bu bağın bir şekilde beni atlayıp geçmesine üzülüyordum. Ama bu sadece anlık bir izlenimdi.
Sundurmayı ve merdivenleri henüz iyice ayılmadan geçmiştim, ama girişteki kapının kilidi, sürgü, eğri döşeme tahtası, sandık, eskisi gibi yağ damlatan eski şamdan, az önce yakılmış eğri, soğuk kandilin düşürdüğü gölgeler, anımsadığıma göre ardında bir üvez ağacının bulunduğu, iki kanatlı, hiç açılmayan tozlu pencere, öyle tanıdık, öyle anılarla dolu, tek bir düşünce hâlinde birleşmiş gibi kendi aralarında öyle dosttu ki, birden bu sevimli eski evin beni sevip okşadığını hissettim.