Sinem

İşleri yaratanın da yüklenenin de kendimiz olduğunu gayet iyi anlayıp onlarla uğraşmaktan ve onlar tarafından alıkonmaktan kurtulacağımız bir gün elbet gelecek. Çalışmak birikim yapmak, hiçbir kariyer fırsatını kaçırmamak için hep pusuda beklemek , bir mevkiye göz dikmek, iş yetiştirmek, rakipleri düşünüp endişelenmek. Bunu yap, şunu görmeye git, öbürünü davet et: sosyal ilişkilerdeki baskılar, kültürel modalar , iş yoğunluğu.. Her zaman bir şeyler yapmak peki ya "olmak"?
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İsteklerimiz her daim rekabet içindedir ve çoğunlukla da birbiriyle çelişir, dolayısıyla seçim yaparken temel unsurlar feda edilir. Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzuları kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Insan görmeyi beklediği görüntünün ortaya çıkacağı dönemece ulaşmak için uzun uzun yürür, oraya vardığındaysa,manzara hep titresir. Bu titreşim yürüyenin bedeninde tekrar eder kendini. Akort edilmiş iki tel gibi titresip duran, birbirlerinin titreşiminden beslenen iki mevcudiyetin ahengi sonsuz kez baştan tanışmak gibidir.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Yolun kendisi kadar belirgin bir şey vardır,o da yerlerinde oturanların aptalca aldırışsızlığı değil,Nietzsche'nin her zaman kendi sorunu addettiği merhamettir. ("Çocukluğumdan beri acımak en büyük zaafım lafını teyit edip durdum," ). insanların kendilerinden yoksun oldukları için ayinler ya da eğlencelerIe oyalanmalarına,hüzünlü suretlere bürünmelerine,benzerleri tarafından onaylanma ihtiyaçlarına duyulan merhamettir bu. Halbuki yukarılardan, bağımsız bir bakış açısıyla bakıldığında insanı neyin hasta ettiği anlaşılır :yerleşik ahlakın zehri.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Felsefe
Sadece elimizle yazarız evet, ama "sadece ayağımızla" iyi yazarız. Ayak mükemmel, hatta belki de en sağlam taniktir.
Sayfa 26·Kitabı okuyor