Yazarın dili oldukça akıcı. Gereksiz ayrıntılara boğmadan, tempoyu düşürmeden hikayeyi ilerletiyor. Özellikle atmosfer yaratmadaki başarısı sayesinde kendimi zaman zaman olay yerinde, Başkomiser Galip’in yanında hissettim.
Kitap, yalnızca bir cinayetin çözülmesini anlatan bir polisiye değil; insanların tutkularını, hırslarını ve gizledikleri gerçeklerin hayatlarını nasıl değiştirebildiğini de gösteren etkileyici bir roman. Polisiye sevenler için sürükleyici ve başarılı bir eser olduğunu düşünüyorum. Bu serinin ilk kitabını da okumuştum ama bu kitabını daha çok beğendim.
Şarkılar SusuncaÇağatay Yaşmut · Oğlak Yayıncılık · 2016111 okunma
İlk kitabı okurken eğlenmiştim bu kitabı okurken sadece sıkıldım. Çok dağınık ve amaçsız bir kitap. Sadece bitirmiş olmak için bitirdim. Benim için bir hayal kırıklığı.
Volvo KamyonlarErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 20241,163 okunma
Doppler, herkese göre değil belki ama meraklısına ilaç gibi. İçinde kendinizi bulma ihtimaliniz var. Ya da en kötü, sistemden bir nebze olsun sıkıldıysanız, “yalnız değilsiniz” hissi verebilir.
Ve evet, geyikli bir kitap. Hem mecaz hem gerçek anlamda :)
Kitabın dili akıcı ve sade. Coelho’nun her zamanki felsefi yaklaşımı burada da kendini gösteriyor. Yer yer durup düşündüren, altı çizilesi cümleler var. En çok da şu cümle aklımda kaldı:
“Ölmek istediğini söyleyen kişi, aslında yaşamak istiyor olabilir.”
Bence bu kitap, depresyonu, yalnızlığı ve “normal” kavramını sorgulamak için güzel bir başlangıç olabilir. Özellikle hayatın anlamsızlaştığını hissettiğiniz bir dönemdeyseniz, sizi düşündürür, belki de içten içe sarar.
Edebi derinliği olan, dili güçlü ve ruha dokunan kitapları seven biriyim. Bu kitap ise bir noktadan sonra bana “okuyorum ama neden okuduğumu bilmiyorum” dedirtiyor. Hikâyenin iskeleti sağlam ama ruhunu yeterince taşıyamamış gibi. 249. Sayfaya geldim ama arka arkaya 20 sayfa okumak bile zor geliyor. Umarım kalan sayfalarda fikrim değişir