Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.)
x.com/dr_hayalperest_
Mantık içermeyen aşk, bir müddet sonra yok olmaya mahkumdur.
Aşk, uzun bir yolculuğa çıkmak ya da yanan bir ateşi seyretmek gibidir. İnsan ateşe şevkle bakar; fakat onu canlı tutmak için çabalaması gerekir. Ateş yanarken arada bir sönmeye yüz tutsa da gereken bakım ve ilgiyi gördüğünde tekrar alevlenir. Aşkın kısa sürmesinin sebebi, âşıkların aşk ateşinin içine atlayıp yanmak gerektiğini düşünmeleridir. Hâlbuki aşk, yönetilmesi icap eden bir ateştir. Ateşe dışarıdan takviye yapmak, onun ısı ve enerjisinden faydalanmayı sağlar. Âşıklar, birlikte alevlendirdikleri ateşi izleyerek mutlu olurlar, Fakat mantıksız bir biçimde alevlerin içine dalmak onu iki senede sönen bir kül yığınına çevirir. Yani aşk, sebep değil, iyi bir ilişkinin sonucudur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Âşık, sevdiği için kendi çıkarını terk eden kişidir.
...
Bir insanın âşık olup olmadığı onun şefkatine bakılarak anlaşılabilir. Ayrıca sefkat, karsılık beklemez ve şarta bağlı değildir. Şefkat hisseden kişi, âşık olduğu insanı ne pahasına olursa olsun mes' ut etmek ister.
Aşık, "Onu mutlu etmeliyim!" düşüncesiyle hareket eden, sevdiğine karşı her türlü fedakârlığa hazır insandır.
İnsanlar, ancak gelecek kaygısıyla zamanın farkında olurlar. Bu "Yarın ne olacağım?" tarzında bir duygudur. ... Beynimizdeki zaman kavramıyla ilgili alanlar, "Geleceği öğren ve plan yap diye emreder. Gelecek kaygısı, özellikle beklentisi yüksek, her şeyi kontrol altında tutmak isteyen kişilerde daha yüksektir. Bu kimseler kontrol duygularını tatmin edemedikleri için, gelecek kaygısın daha çok yaşarlar.
...
Burada yapılması gereker sey, fark edilmesi gerekenleri fark etmek, fakat gücünün sınırlarını da bilmektir. Aslında aşırı kontrol duygusu, insanın kendisini üstün görmesinden kaynaklanır. " Bir dış gücün ya da Yaratici'nın gücüne müdahale etmek istiyorum, kendi sınırım: bilmem lazım diyemediği, yani teslim olamadığı için sıkıntı çeker. Çünkü iman tevhidi, tevhit teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül iki dünya saadetini kazandırır. Önce tedbir, sonra tevekkül gösteren insan, sadece ölümden sonraki mutluluğu değil, bu dünyada da mutluluğu yaşar.
İnsanın uygun yer ve zeminde öfkesini ifade edebilmesi kendisini rahatlatır. Kişi kimseyi incitmeden duvara konuşarak ya da yazıya dökerek, bu negatif enerijiyi bilinçaltı baskısından kurtarabilir. Öfke olumsuz bir materyaldir; ancak bir apsenin boşalması gibi onu boşaltabilmek çok önemlidir. Bazı kişiler öfkelenir, sonra da küserler. Bu durum kronik stres olusturur. Ayni evde yaşadikları halde birbirlerine küs olan kimseler vardır. Oysaki mutsuz bir ortamda iki sene yaşayan kişinin vücut hücreleri hizla yaşlanıp yıpranır. Kronik stres, vücudu yipratan baş etkendir ve insana yapılabilecek en büyük kötülüktür. ○ sebeple öfkelenince onu bastırmak yerine eyleme dönüstürmelidir. İnsanın kendini sakinleştirmeyi başarması idealdir, ama kolay da değildir. Ortam değiştirmek ve zaman tanımak bunu kolaylaştırır.