nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
Aşkın hakikati: "Lâ mahbûbe illâllah"
Aşkta çok acı çektim diyen, aşkta acıdan bahseden insanlar aşk yolunun dönekleridir. Onlar hem yarı yoldan dönmüşler hem de insanları o yoldan alıkoymuşlardır. Bu yüzden aşkın acılarından bahsedenleri, çilelerinden söz edenleri dinlemeyin çünkü onlar aşkın arındırıcı ateşinde nefisleri acıya katlanamayan; aşkın irfanına varmakta nefs engelini aşamayan, dolayısıyla nasiplerini ellerinin tersiyle geri çevirenlerdir. Bu yüzden aşktan düştüğü o anda âşık, nefsini dinlememelidir. Aşkın dönekleridir onlar. Hem aşkı yaşadıklarını söylerler, hem acı çektiklerini. Kendilerini değil sevgiliyi suçlarlar. Kalplerini çekip alanın Allah değil, bir insan olduğunu zannederler. Yaşadıkları aşk onları göğe çıkarmış, ama nefislerinin çarmıhında dünyaya takılmışlardır, Çünkü aşk yolunda giderken ayartılmışlardır. Onlar için aşktan geriye kalan acıdır. Halbuki aşktan geriye kalan, daha doğrusu aşk ile sende kalan nurdur marifettir. "Ne kötü bir sey yapıp duruyorlar. Bu şundandır: Onlar önce inandılar (aşkı yaşadılar, âşık oldular). Sonra onu örtüp görmezden geldiler. Sonra kalplerinde farklı bir yapı oluştu. Onlar böyle olduğu sürece) anlamazlar." (63; 1-3) "Aşkımı kalbime gömdüm", "Artık sevmeyeceğim", "Çok acı çektim artık unutmak istiyorum", "Bir insan için değmezmiş cümleleri bu insanların ortak sözleridir. Halbuki Allah, bu aşk ile onlara KENDİNDEKİ AŞKI yaşatmıştır. Allah, seni nasıl sevdiğini anlayasın diye, bir insanı sana sevdirmiştir. Allah'ın kalbindeki yerini gör diye; Allah, bir insanı senin kalbine koymuştur. Allah, sana bir insanı ölünceye kadar beklemeyi yaşatmıştır, ta ki Allah'ın seni ebediyete kadar beklediğini bilesin. Öyleyse dostum, Aşkında acıyı değil, Rabbini gör, aşktan acı çeken ruhun değil nefsindir. Sevgiliye kavuşamadın diye üzülme. Rabbine giden aşk yoluyla
Sayfa 55
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, normal insanların hafıza-yı beşeri nisyan ile maluldür ama "müminin hafıza-yı beşeri irfan ile mamurdur." ... Kur`an, unutmaması gerekenleri her daim insana hatırlatır. Elbette ki insan Kur'an'la irtibatını koruduğu müddetçe.
Sayfa 199
Din
Sallallahu Aleyhi ve Sellem
Bir de Kuran'da Allah celle ve a'lâ Peygamber Efendimiz'i bir ayette beş özeliğiyle zikreder ve şöyle buyurur: "Ey peygamber! Seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah'ın izniyle Allah'a çağıran bir davetçi ve ışık saçan bir güneş olarak gönderdik." (Ahzâb, 45-46)
Sayfa 176
Din
Rabbimiz Ya Rahîm c.c. ism-i şerifinle muamele eyle bizlere.Amin.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: "Bir at doğum yapar, yavrusu onun memesinden süt emmek ister, o at, yavrusu memesinden süt emsin diye ayağını kaldırır. O atın ayağını kaldırması Rahmân olan Allah'ın rahmetinin bir tecellisidir." (Buhari, Edeb,19) Rahmân sıfatı Allah'ın rahmetinin bu dünyaya bir güneş gibi akan, bir güneş gibi bakan kesitidir. Rahîm ise Allah'ın rahmetinin, esirgemesinin, bağışlamasının ahirette müminlere bakan kısmıdır. Çünkü "O, müminlere karşı çok merhametlidir."(Ahzab, 43) Allah azze ve celle sadece müminler için Rahîm'dir ama bütün varlık için Rahmândır. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde buyuruyor ki: "Allah celle ve a'la hazretleri rahmetini yüz parçaya böldü. Bunun bir tanesini âleme tecelli ettirdi, işte ondan dolayı vahşi hayvanlar yavrularına merhametiyle muamele eder. Doksan dokuzunu ise ahirette müminler için sakladı."(Buhåri, Edeb, 19)
Sayfa 114
Din
"Şüphe yok ki şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman bilin. Çünkü o kendisine uyacaklara yakicı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur." (Fâtır, 6) ... Allah, çağlar boyunca gönderdiği peygamberler ve indirdiği kitaplar aracılığıyla insanlara şeytanin ne kadar azılı bir düşman olduğunu, onları istikametten uzaklaştırmak icin elinden geleni ardına koymayacağını ayan beyan izah edip insanlara şeytanın şerrinden kendi Zatı' na sığinmalarını emretti. Mesela Allah bir ayet-i celilede Peygamber Efendimiz'in şahsında bütün müminlere söyle buyurur: "Eğer seytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah'a sığın! Allah işitendir, bilendir." (Fussilet, 36) Şeytanın şerrinden Allah'a sığınmaya dair bütün ayetler ve hadisler onun ne kadar büyük bir tehlike olduğunun da altını çizmiş oluyor. Mesela Nas suresinde, Allah azze ve celle buyuruyor ki: "De ki: Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!" Yani şeytan, insanın göğsünün içerisine Allah'ın razı olmadığı duyguları, düsünceleri zerk edecek ve kendisi ile gereği gibi mücadele edilmediği takdirde insanın hâl ve hareketlerini değiştirecek kadar tehlikeli bir varlık.
Sayfa 55