Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.)
x.com/dr_hayalperest_
Modernite, anneliği ve evlilik bağlarını zaafa uğratarak kadını sadece bir süs ya da renk olarak görür. Kadını şov ya da gösteri unsuru gibi gösterir, manken gibi görünmeyi yüceltir. Hâlbuki "düşünen kadın" kimliğinin yücelmesi gerekir. Böylece kadına karşı bir ayrımcılik yapılmıştır.
Postmodernizm ise kadının dişilik özelliklerinin, cinsel ve manken kimliğinin aksine, düşünen kadın kimliğinin yükseltilmesi gerektiğini ortaya atarak bu eğilimi başlattı. "Kadın hakları" denilince akla gelmesi gerekenin, onun cinsel özgürlüğü değil, düşünen kadın özellikleri olduğunu ileri sürdü. Düşünen kadınların varlığı arttıkça, kadın erkek ayırımcılığı ortadan kalkacaktır. Kadın kendisini "cinsel obje" olarak sunmaktan vazgeçecek, düşünce olarak erkeklerden farklı olmadığı görülecektir.
Cinsellik ve çoğalmayı amaç gibi görme anlayışı, insanı "konuşan hayvan" gibi kabul etmektir. ... Fakat insanın var oluşu bu temellere dayanmaz; o, ruhen olgunlaşma sürecini yaşamak için yaratılmıştır. İnsanda soyut ve yüksek idealler de olmalıdır.
Sık partner değiştiren erkekler, bir süre sonra beraber oldukları kadınları terk edebilir ya da onunla beraberken başka biriyle olabilirler. Çünkü kendilerini sadakat konusunda sorumlu hissetmezler. Kızlar genellikle partnerlerinin sadık olmasını isterken, erkekler "sadık olmam gerekmez!" diye düşünür. Bu düşünceler ilişkiyi daha çok yaralar. Bir insanın kültür ve yaşam felsefesi evlilikten önce karsı cinsle beraber olmayı onaylıyorsa, ileri dönemde sadece bu kişiyle beraber olmak istemeyebilir. Bu yüzden, flört tarzındaki ilişkileri sorgulayıp kendi kültür değerlerimizle sentez yapmamız gerekir.
...
Evlilik, sadakate dayalı bir ilişkidir. Her erkek, çocuğunun kendisinden olup olmadığını bilmek ister. Eşinin kolaylıkla başka biriyle beraber olacağını düşünen erkek, doğan çocuğun kendisinden olup olmadığı konusunda kaygı yaşar, Kişilerde flört, "Bu hal, evlilikten sonra da devam edebilir" yaklaşımı doğurarak evlilik bağlarını zayıflatır, Özellikle Batı toplumlarında evli çiftler, birbirlerine karşı sevgi ve ilgileri azaldığında kendilerine bir sevgili bulup sevgi ihtiyaçlarını sevgilileriyle gidermeyi düşünür; önce de ifade ettiğim gibi, çocuklarını terk etmek istemedikleri için de bir arada kalırlar. Bu tip evlilikler genellikle boşanmayla sonuçlanır.
Genç erkekler kızlarla flört etmeyi onaylasa, hatta onun bu teklifini reddeden kızları modern olmamakla suçlayıp küçümseseler de, evlenecekleri kıza başka bir erkek elinin değmemesini isterler. Bu bir çelişkidir, ancak kızların aleyhine işlemektedir. Cünkü evlenme vaadiyle yapılan pek çok aldanma örneği ortaya çıkmıştır. Genç kızlar, flört döneminin sonunda çoğu zaman kendilerini kullanılmış gibi hisseder, ruhsal olarak yaralanırlar. Bu sebeple karşı cinsle olan ilişkilerde önüne gelenle flört etme davranışı, evliliğe yönelik bir anlam taşımaz. Böyle bir ilişki, kişinin ruh sağlığı açısından da ciddi sakıncalar doğuracaktır.