nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
...kişilik bozukluğu olanlarda benmerkezcilik temel bir özelliktir. Bütün semavi dinlerde ve hatta Uzak Doğu felsefesinde bencillik insanın kendini tanımasında karşısına çıkan en büyük engel olarak görülmüştür ve kişinin benmerkezciliğini terk etmesi olgunlaşmada ilk aşama olarak anlatılır. Benmerkezci insan, dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannettiği için kendini sorgulayamaz ve geliştiremez. İlişkilerinde yapaydır.
Sayfa 153
sanal dünyada
İnsanlar bilinç baskısı hissetmedikleri, kendilerini bir nevi çıplak düşündükleri, gözetlenmediklerini varsaydıkları bu alanda şuur kontrolü olmaksızın düşündüklerini ifade ediyorlar. Hatta sanal dünya pek çok kimse için rahatlıkla yalan söyleyebildiği rol yaptığı, içindeki menfi yönleri serbestçe dışa vurduğu bir saha gibi görülmektedir. Sanal dünyadaki kişi, bugüne kadar bastırdığı, duygularını, hayalindeki ideal benliğini, hatta başkalarınca yanlış kabul edilebilecek eğilimlerini paylaşarak ego doyumu yaşar. Bu gerçek dışı dünyayı insan için ilginç ve çekici hale getiren sey, daha önce kendi kendine düşündüğü, genel kabule sığmayacak pek çok fikri cevaplayan, buna karşılık veren birilerini bulmuş olmasıdır.
Sayfa 143
Psikoloji
Yazarın erkek doktor olarak bu paylaşımı saygıdeğer
Kadının toplumda bugünkünden daha etkin bir rol alamamasının önündeki en büyük engel, erkeklerin çıkarcı yaklaşımlarıdır. Pek çok konuda muhtelif düşüncelere sahip olan erkekler, kadınların avantajları olan sahalarda hemen birleşebiliyorlar. Politikada, şirket yönetiminde ya da toplumda söz sahibi olunacak herhangi bir mevzuda menfaat hesabı yapan ve egemenliği kadına bırakmak istemeyen erkeklerin uzlaşısına şahit oluyoruz. Öğrenciliğim esnasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin diğer kliniklerinde kadın ve erkek öğretim üyeleri olduğu halde, kadın-doğum kliniğinde hiç kadın öğretim üyesi yoktu. Bu durum öğrenciler arasında ciddi bir tartışma konusu oldu ve durumun niçin böyle olduğunu hocalarımıza sorduk. Aldığımız cevap oldukça düşündürücüydü: "Eger burada bir kadın doçent ya da profesör olursa, bütün hastalar ona gider." Demek ki aldıkları onca eğitimden sonra üniversitede profesör olan hocalar dahi kendi çıkarları için kadının sosyal gelişimini engelliyorlardı. Fakat sosyal hayattaki yarışa, erkek kadın ayrımı yapılmaksızın adil bir şekilde katılmak gerekiyor.
Sayfa 142
Psikoloji