Bir insan için bir başka insanı derinliğine tanımak olası mıdır?Birini gerçekten tanımak,hem zaman hem de içtenlikle harcanacak çaba ister,ama gene de özüne ne derece yaklaşılabilir ki?
Arundhati Roy, kendisine 1997 Man Booker Ödülü’nü getiren Küçük Şeylerin Tanrısı’nı dört yılda tamamlamış. Ancak yazara hayran olmamın altında yatan asıl sebep Roy’un savaş karşıtı bir eylemci olması ve kaleminin gücünü bu yönde kullanması. Kitabın girişinde yer alan bilgilere göre Roy, 2004’te Sydney Barış Ödülü’ne layık görülmüş ve 2005’te İstanbul’da toplanan Irak Dünya Mahkemesi’nde Vicdan Jürisi Başkanlığı yapmış. Bu bilgilerden yola çıkarak yaptığım araştırma sonucunda bulduklarım bir incir çekirdeğini doldurmayacak kadar azdı. Fakat arkasında bir denizi saklayan o küçücük bilgi damlasıyla bile yazarın bir paragrafla özetlenemeyecek kadar fazla yönü olduğunu anlamak mümkün
Yoğun bir anlatımı olan, zaman geçişlerine çok çok sonraları alışabildiğiniz; ancak müthiş benzetmelere ve bana kalırsa saflık ve durulukla bezenmiş bir roman.İnsana dair her unsurun tasviri oldukça başarılı ve yer yer gülümsetiyor, aynı zamanda birçok an düşündürüyor, bu coğrafya bize çok uzak belki, muson, kast, dil veya inanışlar; ancak insan, her yerde insan.. Romantik betimlemeleri ve nokta atışı durum tespitleriyle sık sık durup kendi hayatınızdan özdeşimler yapacağınız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim..