Tanrı,bir insanın diğerleri üzerinde zorbalık kurmasını kabul edemez,çünkü Tanrı kendisi salt kudrettir!Ruhunu paylaşmaz.Şu tanrısaldır,bu beşeridir demez..
Doğrudur! İnsanı yenilemek gerek.İnsan uyuz olmuşsa hamama götürülür,yıkanır,temiz üst baş giydirirsin,iyileşir,değil mi?Ama insanın içini nasıl temizlersin?İşte sorun bu!
Cioran hakkında çok fazla yoruma gerek duymuyorum. Gerçek bir filozof. Son kitabı “Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne” ile de yine ortaya harika bir tat sunmuş. Kitabın adı ile alakası yok. Bu sefer Cioran çok daha ılımlı ve pozitif. “Neden doğduk? “ sorusundan ziyade “ Bu dünyadaki rolümüz nedir?” sorusuna yanıt gibi..
Cioran, dünyada bir varlık olmayı öyle olumsuz bir durum olarak niteliyor ki insanın dünyada ölüme doğru zamanı doldurmak dışında bir anlamı olamayacağını vurguluyor âdeta. Ona göre en önemli dertlerden birisi zaman: “Her zaman, yaşamın olanaksızlığını bilerek yaşadım. Benim için varoluşu katlanılabilir kılan şey de bir dakikadan, bir günden, bir yıldan ötekine nasıl geçebildiğimi görme merakıdır.” Çünkü zamanın geçmesi demek insanın o mutlu sona yani ölüme yaklaşması anlamına geliyor. Cioran, dünyaya gelmiş olmayı en bağışlanmaz suç, en büyük günah, en büyük acı sebebi görüyor. Bu nedenle de genel düşünceyi tersine çevirerek ölüme sonsuz olumlu anlamlar yüklerken doğumu varlığın en büyük talihsizliği olarak yorumluyor çünkü doğmuş olmanın anlamı ona göre şöyle: “Doğum ve zincir eş anlamlıdır: Güneşi görmek eşittir kelepçeyi görmek.” İnsan dünyada tutuklu bir mahkûmun çaresizliği ile yaşıyor, doğumla birlikte zincire vurulmuş bir köle.
Tanrı fikrini benimsemedi hiç Cioran, ve insanı Tanrı'yla bağdaştıran bir yönünüde gizleyemedi, varlığımızın derinliklerinde Tanrı kadar yüzüstü bırakılmış onun kadar acınası olduğumuzu yüzümüze vurmaktan geri durmadı. Belki de insan yalnız kaldı mı Tanrıyı kabul etmekle reddetmek arasında karanlık bir boşlukta çıldırıyordur...
Arada açıp bir aforizmayı okuyup üzerine düşünmek için elinizde kesinlikle bulunmalı..
İdeolojik kavgalar sadece sözcükler için dövüşülen,insanların sadece sözcükler uğruna birbirlerini öldürdüğü ülkelerde son kerteye ulaşır...kısacası,geçmişte din savaşlarının olduğu ülkelerde.