Irmak

8/10
·263 syf.··
2024 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2024 11:33
Ayfer Tunç’un kalemiyle geçen sene tanıştım. Daha önce Aziz Bey Hadisesi’ni okumuştum, kısa bir kitap da olsa bende yarattığı hisler çok yoğundu. Bu seride de yine öyle oldu. Bazen okuduğum şeyleri sindirmesi zor da olsa Ayfer Tunç’un insana dair, hayata dair anlattıklarını okumayı seviyorum. Serinin ilk kitabı “Kapak Kızı”. Yeşil Peri Gecesi ve Osman’ı daha sonrasında uzun aralıklarla yazıyor Ayfer Tunç. (Kapak Kızı-1992, Yeşil Peri Gecesi-2010, Osman-2020). Kapak Kızı’nı yazdığı yıllarda Şebnem’in ağzından 2. Kitabı yazmak için kendini hazır hissetmemiş, dinlediğim bir podcastte öyle anlatıyordu. İlk kitap Kapak Kızı’nda asıl karakterlerimizin hiçbirini henüz tanımıyoruz. Şebnem’in geçmişinden kesitlere karakterlerimiz Selda ve Ersin aracılığıyla tanıklık ediyoruz sadece. Bünyamin, Selda ve Ersin'in Şebnem üzerinden kendi hayatlarını, kendi korkaklıklarını sorgulamalarına tanık oluyoruz (Dikkat: bu konuşmalar sizde de pek çok sorgulamaya sebep olabilir. :) ) Bu da bende bir sonraki kitaba dair oldukça merak uyandırdı, Şebnem’i daha yakından tanımak istedim. “Gün geliyor, insan yaşamak oyununun hiç de kolay olmadığını anlıyor, bir zamanlar mükemmel bulduğu işleyişte inanılmaz yanlışlar buluyordu.” Syf. 174 – Selda “Korkaklığın kendisini ulaştırdığı nokta işte burasıydı, ortalama biri olup çıkmıştı sonunda.” Syf. 135 – Ersin “O küçük tatlı kız ile dergideki fotoğraflar arasındaki uzun yol ne zaman nasıl kat edilmiş olabilirdi?” syf. 86 Erotik bir derginin kapak fotoğraflarında yer alma kararına Şebnem'i iten o güç neydi? Şebnem bunu neden yaptı? Hayattan intikamını kendini mahvederek almak gerçekten imrenilmesi gereken bir cesaret örneği miydi? Yeşil Peri Gecesi’nde daha iyi anlıyoruz Şebnem’in ruh halini ve taşlar biraz daha yerine oturuyor bence. Kapak Kızı
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,6bin okunma
Reklam
Aziz Bey ve "kalp sızısı"
9/10
·88 syf.··
2023 16. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2023 10:45
Ayfer Tunç'un kalemi ile tanıştığım eserdir "Aziz Bey Hadisesi". İnsana dair ne varsa bu kısacık metinde kendini hatırlatıyor. 1 günde okunup bitirilebilecek kısa bir kitap olmasına rağmen birkaç ay önce başladığımda kitabı bitirememiştim, bunun sebebi kitabın yazımı değil de tamamen bende uyandırdığı yoğun hisler. Kitabı okuduktan sonra bende kalan en büyük his "kalp sızısı".. Yaşımız kaç olursa olsun, pek çoğumuzun geçmişe dair ufak tefek pişmanlıkları, kırgınlıkları vardır. Bazen yaşadıklarına, bazen yaşayamadıklarına karşı.. Sanırım yaş aldıkça, yaşanmışlıklar arttıkça bu kırgınlıklar derinleşebiliyor. Bazı yaraları insan ömrü boyunca taşıyor sırtında. Kitabın ana karakteri Aziz Bey'de bunun etkilerini sık sık görebiliyoruz. Yaşlandıkça giderek daha da yalnızlaşan ve içine kapanan Aziz Bey'in hikayesi yapayalnız bir şekilde sona eriyor. Bu dünyadan göçüp giderken hayatımda bu kadar pişmanlık, kırgınlık, yalnızlık olsun istemezdim sanırım. Korktuğum, üstüne düşünmekten kaçındığım ne varsa hatırlattığı için Aziz Bey'e ve yazarımız Ayfer Tunç'a teşekkür ederim :)
İnsan ve Duygular
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
8/10
·208 syf.··
2023 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2023 09:31
Kitapta dediği gibi "yaşamak için çalışmış, çalışmak için yaşamış" bir ustanın oldukça yalnız ama bana kalırsa aşkla, dolu dolu geçen yaşamı.. 88 yılın her anının üretkenliğiyle birlikte ortaya çıkmış, kimi çoktan kaybolmuş, kimi İtalya'nın pek çok şehrinde hâlâ sergilenen onlarca eser.. Kitapta sadece Michelangelo'nun sanatı ve kişisel yaşamı değil, aynı zamanda rönesans dönemi İtalya'sına ve dönemin diğer ünlü kişilerine ait bir sürü bilgi de yer alıyor. Kendimi o yılların İtalya'sında gezintiye çıkmış gibi hissettim :) Sıkıcı bir tarih kitabı gibi sıradan ve okumayı zorlaştıracak bir anlatımdansa, olayların yer yer diyaloglaştırılarak anlatılması, Michelangelo'nun yazdığı pek çok mektuba, şiirlere de yer verilmesi ile benim için çok keyifli bir okuma oldu. Şair yönüyle ilk kez tanıştığım Michelangelo'nun sanata adanmışlığını çok sevdim. Rönesans dönemine, sanatçılarına ve eserlerine ilginiz varsa tavsiye ederim.
MichelangeloBruno Nardini · Kronik Kitap · 2022244 okunma
8/10
·208 syf.··
2023 10. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 10:29
Bu alanla ilgili okuduğum ilk kitap "Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Sanat Fikri". Sanat tarihine merakım çok taze olduğundan kitabı içerik yönünden değerlendirecek kadar bir bilgim henüz yok. Fakat benim gibi sıfırdan başlayıp derinleşmek isteyenler için epey faydalı bir başlangıç kaynağı olduğunu düşünüyorum. Kitapta ilk çağlardan bugüne sanatın gelişiminde önemli rol oynamış 50 farklı sanat akımına yer veriliyor. Eksikliğini hissettiğim tek şey kitaptaki görsellerin az sayıda ve siyah-beyaz olması. Kitapta, bahsedilen sanat akımlarının teknik açıdan birbirinden farkları, özellikle kendinden bir önceki akıma kıyasla farklılıkları bolca anlatılıyor. Hal böyle olunca, bahsedilen farklılıkları daha iyi anlayabilmek için biraz daha fazla sayıda ve renkli örnek görsel görmek isterdim. Yine de çok keyifli bir okuma süreci oldu benim için. Sanatın tarih öncesi çağlardan başlayıp bugünlere uzanan gelişimine adım adım bakmak isteyenlere, "Elimde derli toplu bir kaynak kitap olsun da ben ileri araştırmalarımı kendim yaparım" diyenlere bu kitabı edinmelerini tavsiye ederim.
Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Sanat FikriSusie Hodge · Domingo Yayınevi · 2016393 okunma
10/10
·116 syf.··
2023 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2023 15:24
Kitabın yazarı Fournier'in biricik eşini kaybettikten bir süre sonra kaleme aldığı, tüm duyguların iç içe geçtiği bir eser "Dul", aynı zamanda yazarın kalemiyle ilk defa tanıştığım eser. En son değerli sanatçımız Özkan Uğur'un ölümünden sonra eşinin yazdığı veda yazısını okuduğumda bu konu üzerinde düşünmüştüm; şu kadarcık insan ömrünün yarısından fazlasını beraber geçirdiğin kişiyi kaybetmenin getirdiği o boşluk nasıl bir şey olabilir ki? Tahayyül etmeye çalıştım, hiçbir zaman başaramadım. Fournier'in sevgisi de üzüntüsü de yer yer eşinin onu bırakıp gitmesine karşı duyduğu sitemi de, bencilce olduğunu itiraf ederek 'Keşke onun yerine ben ölseydim' düşünceleri de.. Hepsi o kadar gerçek, o kadar sahiciydi ki, pek çok yerde gözlerim dolu dolu, kalbimde bir sızı ile okudum kitabı, bazen de bir kalbimdeki o sızı ile birlikte gelen kocaman bir gülümseme ile.. "Gerçek" bir şeyler okumak isteyenlere kalpten tavsiye ederim. "Artık çantan hep orada ama sen yoksun. García Márquez yazmıştı: Sevdiğimiz insanlar bütün eşyalarıyla birlikte ölmeli." (s. 61) "Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?" (s. 90) Mutluluğu çekip gitmeden önce tanıyabilmemiz dileğiyle..
İnsan ve Duygular
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma