Kitabın 1. bölümünde, yani ana karakterin kendini anlattığı bölümde, birbiriyle çelişen ve sonuçsuz onca düşünce okurla alay edercesine yazılmış ve bunun okuma zevkini azalttığını söyleyebilirim.
2. bölümde ise bu sefer ana karakterin yaşamından izler görüyoruz. Karakterin yalnızlıkla kafasında dolaşan bir sürü düşünceyi ve düşünmekten sıkıldığında da insanlarla iletişime geçme çabasını, ama bu dengesiz zihninin insanlar karşısında da onlarca düşünce üretmesini ve o bedeni insanlara rezil etmesini görüyoruz. Herkesinkinden daha canlı olan zihni onu tanımlanamaz bir insan yapıyor. Kendisi hakkında en net bildiği şey diğerlerinden daha zeki olduğu. Peki zihnimizin göklerde olması bedeni yeraltında bırakmaya değer mi? Bunu bilmiyoruz.
İlk bölüm sıkıcı olmasına rağmen karakteri bize tanıtmada çok yardımcı oluyor. Belki de böyle bir insan en iyi bu şekilde anlatılabilirdi.