Can

Can
@snrac
Lisans
İstanbul
7 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Yavru eğer insan gibi düşünüyor olsaydı yaşamı doymak bilmez bir iştah şeklinde tanımlar; dünyayı da kör ve şaşkın iştahların vahşet ve kargaşa içinde birbirini kovaladığı, birbirini avladığı ve birbirini yediği bir yer, şansın hüküm sürdüğü, merhametsiz, plansız ve sonsuz bir oburluk ve katliam karmaşası olarak özetleyebilirdi.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
… Soluklarını bedenlerinin gayretine saklayarak konuşmadan yola devam ettiler. Sessizlik dört bir yanlarındaydı, elle tutulur varlığıyla üstlerine geliyordu. Suyun derinliklerindeki atmosferlerce basınç bir dalgıcın vücudunu nasıl etkilerse sessizlik de adamların aklını öyle etkiliyordu. Sonu gelmez enginliğin ve değişmez iradenin ağırlığıyla onları eziyordu. Adamları kendi akıllarının en ücra kovuklarına doğru itiyor ve onları ezip insan ruhuna özgü sahte heveslerini, aşırı heyecanlarını ve yersiz kendini beğenmişliklerini tıpkı bir üzümün suyunu çıkarır gibi sıkıp çıkarıyordu.
Sayfa 11·Kitabı okudu
İç ses duyurmak cüreti diye bir şey vardır; iletişim konforunu ve zarafet mesafesini bozmak gibi bir bedeli vardır ama sonundaki o ferah teskine fazlasıyla değer. Hakiki muhatap odur ki, iç ses duyurmak cüretini itibar kaybetmek pahasına gösterir.
Sayfa 108
Sağlıklı bir benlik inşa etmenin yolu çok defa savaşçı bir benlikten geçiyor. Fakat bu savaşın öznesi de nesnesi de insanın yalnızca kendisi olmak kaydyla. Başkasını değil, kendini yıkmalı bir ben. Ancak kendini yıkabilirse kendini inşa edebilir bir ben. Kendinin mimarı olamayan hiçbir şey inşa edemez. Ne başkalarını yıkmalı ne de başkalarının bizi yıkmasına müsaade etmeli. Bauman’ın "Kimliklerimizin tıpkı sanat yapıtları gibi yaratılmaları gerekiyor" sözünü, Foucault’nun "Kendilik bir sanat eseridir. İnsan kendisine ancak yaşamının sonunda, öldüğü an ulaşacaktır" sözü tamamlıyor. İnsanın ilk eseri kendisi değil midir? Kendini bir esere dönüştürmek, oluşların en güzelidir bu yüzden. İnsan, ömrünün sonunda vereceği bir sınav gibi çalışmalı kendini. Kendini çalışmak ne güzel sey.
Sayfa 96
“Rabia adında bir ermiş, 'Tanrıma, hizmetinin karşılığında ücret bekleyen bir işçi gibi hizmet etmek istemiyorum. İster cennete, ister cehenneme atsın, umrumda değil. Neyi uygun görüyorsa, hiç itiraz etmeden oraya giderim. Yeter ki sürekli onu içimde hissedeyim; onun sevgisinden mahrum kalmayayım,' der."