Doğaya diyalektiği enjekte etmeye çalışmak zaten doğanın insan toplumunun dışında sayılması, Öznesinden ayrı bir Nesne sayılması demekti, ve bu suretle tam da diyalektiğin işlemesini mümkün kılacak koşulun yadsınması anlamına geliyordu.
Dış doğa gibi kadınlar da erkek cinsinin tahakküm altına alıp ezmeye, mahvetmeye ve romantikleştirmeye çalıştığı nesnelerdir; kadınlar fethedilecek, nüfuz edilecek, aynı zamanda putlaştırılıp tapılacak nesnelerdir.
"Doğadaki gerçeklikle aşkın birlik olarak vahşi doğa, ve medeniyetin kısıtlamalarından kaçış ola rak vahşilik, aralarındaki büyük farklılıklara rağmen, bazı muğlak benzerlikler içeren görüşlerdir."
Sayfa 42 - joshua taylor- america as art·Kitabı okuyor
Newton, elmanın düşüşünü izlerken, elma ağacının dikilmesine ve elmanın düştüğü
yerin kesinliğini belirleyen, bahçe tasarımına yol açan toplumsal güçleri ve olguları sorgulamıyordu. Ne de elmaya biçim kazandıran meyve ağaçlarının evcilleştirilmesini sual etmekteydi. Bunların yerine toplumsal bağlamından soyutlanarak tanımlanan "doğal" olayı irdeledi.