1000Kitap Logosu
Anti-Ödipus
Anti-Ödipus
Anti-Ödipus

Anti-Ödipus

Kapitalizm ve Şizofreni 1

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.3
10 Kişi
44
Okunma
19
Beğeni
1.133
Gösterim
542 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 15 sa. 21 dk.
Adı
Anti-Ödipus (Kapitalizm ve Şizofreni 1)
Basım
Türkçe · Türkiye · Bilim ve Sosyalizm Yayınları · Kasım 2012 · Karton kapak · 9789758589098
Orijinal adı
L'anti - Cedipe / Capitalisme Et Schizophrenie
Deleuze ve Guattari, 68 Mayısının yenilgisini yaşamış yazarlardı. Ve 68 sonrası dünyayı sıklıkla "çölsü" bir döneme benzetmişlerdir : Varolan dünyayı değişmez olarak tanımlayan, ve başka bir dünyayı vaat eden fikirleri olumsuzlayan karşı-devrimci, olaysız bir zaman. Yine de umutsuzluğa düşmediler ya da bir nostaljinin peşinde koşmadılar. Bunun yerine, 68 Mayısının yenilgisi ardından bir taze havanını arayışındaki ilk önemli kitaplardan biri olan Anti-Ödipus'u kaleme aldılar. İkili bir strateji önerir bu kitap : Olaya, bu örnekte 68 Mayısına duyulan sadakati korumak, ve yanı zamanda devrimci siyasetin yeni, üretken ve yaratıcı biçimlerini icat etmek.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺67,34
9.3
10 üzerinden
10 Puan · 4 İnceleme
Δες Τινα
Anti-Ödipus'u inceledi.
542 syf.
Zencefil olmak istemez misiniz?
Kitabı okurken Deleuze'ün ve Guattari'nin tanışmış olmasına cidden sevinirsiniz. İşte disiplinler arası ayrımın olmamasının ortaya çıkardığı şenlik diyerek büyük bir keyifle okumuştum. Felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin, biyolojinin, ekonominin, politikanın, sanatın ve daha nice bölümün bir araya getirilerek bu alanların varolan kavramlarının farklı anlamlarda kullanılışına şahit gelebilirsiniz. Okurken şey demiştim; ''Köksapla şizofreni ne alaka?'' Tabii ilerledikçe felsefenin kavram yaratma sanatı olduğunu iliklerime kadar hissetirmiş olan kitaptır. Birden fazla kez okunması ve okutulması gereken bir eserdir. Bu kitabın üzerine pek çok anlaşılması adına kitap yazılmış olsa da Deleuze ve Guattari'nin ana mesajı açıktır. İnsan bir makinedir ve bu makine kodlarını kırabilirse özgür olur. Şizoid özne yaratımı mevcut kapitalist sistemi ancak farklılaşarak ve geleneklerinden koparak kırabilir. Mevcut sistem bizi paronayaklaştırmıştır. Oysa farklı olmak kötü değildir. Arzu duymak kötü değildir. Bunlar yıllarca geleneksel tutum tarafından yadsınmıştır. Dolayısıyla bir çınar ağacı olmak yerine zencefil olursanız uçmanız daha kolay olur. :) Kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Herkese keyifli okumalar dilerim :)
Anti-Ödipus
9.3/10
· 44 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
51
Yahya.
Anti-Ödipus'u inceledi.
542 syf.
·
42 günde
·
9/10 puan
Max Stirner'in "Biricik ve Mülkiyeti"nden sonra beni sarsan ikinci bir başyapıt: "Anti-Ödipus" Deleuze ve Guattari, Anti-Ödipus'ta, arzunun nesnesinin eksik olduğu düşüncesine karşı Freud'u yerden yere vurur ve arzuda eksik olanın nesne değil, özne olduğunu söyler, onu ödipal üçgenden (baba-anne-ben), imgesel ve simgesel yapılardan kurtarmak için arzulama üretiminin bizzat toplumsal üretim olduğunu eserin birçok yerinde dile getirirler. Bununla birlikte, şizonun değil, şizofrenik süreçlerin devrim potansiyeli taşındığını ve bunu çileci bir nihilizmle değil, neşeyle yapılmasını gerektiğini söylerler. Dikkatimi çeken en önemli yerlerden biri, kapitalizmin ve kapitalist devletin yersizyurtsuzlaşan kodu çözülmüş akımları yeniden-yerliyurtlulaştırmasıyla ve sosyalist devletin milliyetçilik ve partiyeryurduyla proleteryaya yapay yeryurtlar tesis etmesine vurgu yapmalarıdır. Deleuze ve Guattari, klasik marksizmdeki "üretim araçlarının ele geçirilmesi" yerine onların "havaya uçurulması" fikrini savunurlar. Radikal bir bakış açısı, lakin bir o kadar anarşik olduğunu söyleyebiliriz.
Anti-Ödipus
9.3/10
· 44 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
özgür koç
Anti-Ödipus'u inceledi.
542 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
ARZU DEVRİMİ
Deleuze ve Guattari, devrimci bir politika gündeme getirebilmek için arzu düzlemine dolayısıyla da kaçınılmaz olarak bilinçdışına başvurur. Çünkü Deleuze için bilinçdışı, tiyatrodan ziyade bir fabrikadır; üretken bir makinedir. Bunun yanında bilinçdışının ilgi alanı anne-baba ile münakaşa etmek veya onlarla vakit harcamak değil, kimlikle, cinsiyetle, tarihle, yani sosyal ve siyasi çerçeveyle uğraşmaktır .Özellikle Deleuze'e göre, arzu, bilinçdışı akışlar tarafından toplumsal alanda üretilen ve anlamlandırmaya tabii tutmayan bir göstergeler sistemidir. Ayrıca arzu, bilinçdışının oluşturduğu türlü sentezler içerisinde, duygulanımsal ve libidinal enerjinin sürekli üretimidir. Bu nedenle arzu makineleri olarak kabul edilen bireyler ve özelde kadınlar, özgürce arzu üretimi gerçekleştirip arzu düzlemine geçiş yaparak, insan ve doğa gibi geleneksel kalıpları aşabilirler. Bunun için de kadınlar, rasyonalitenin mutlak iktidarının karşı, üretkenlik arz eden ve libidal enerjiden teşekkül eden arzuyu politikleştirmekle mükelleftirler.
Anti-Ödipus
9.3/10
· 44 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Uğur De Molinari
Anti-Ödipus'u inceledi.
542 syf.
·
10/10 puan
Dikkat! Kapitalizm tarafından bir şizofrene dönüştürülmüş olabilirsiniz...
Deleuze ve Guattari'nin kaleminden öyle bir kitap yazılmış ki bugüne değin nasıl bunu okumadım diye yakınmadım değil. Dili genel hatlarıyla ne kadar akademik bir dil olsa da pek zorlandığımı söyleyemem. Konu bağlamında fazlaca metin ve kuramlar okumuş olmamın şansını yaşadım kitap özelinde. Tabi Deleuze ve Guattari'yi ilk defa okuyacaklar için aşılması zor dağ gibi büyüyecektir baştan söyleyeyim kitap analizine girişmeden önce. Kapitalizm, kendi değiştirdiği şartlar sonucunda kendini yeniden tasarlama noktasında diğer sistemlere göre çok daha başarılıdır. Kapitalizm'de egemen bir kod yoktur. Bu kodun olmayışı sonucunda mikro-toplumsal yapılara ulaşmaya çalışmaktadır. Kapitalist sınıf, psikanaliz yoluyla insanların (haliyle toplumların) hafızalarını egemenlik altına alma, kontrol etme çabası içerisindedir. Ego dediğimiz şey* hepimizin, farkında olmaksızın kapitalist küreselleşmenin bünyemizde yerleştirdiği kapitalizm fidanını beslemeye hizmet eden bir ajan gibidir. Bu yapıtında Deleuze ve Guattari marksist bir bakış açısıyla hem kapitalist devlet çözümlemesini yapmış hem de kapitalist olan devleti, kapitalizmin oluş felsefesinde çok önemli bir noktaya koymaktadırlar. Kapitalizmin egemen olduğu sistemde insanlar ileri derecede tüketen ve tükettiğinin farkında bile olmayan canlılar olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda kapitalizme bedensel obezite tasarımı da diyebiliriz. Kapitalizm, ortaya çıkardığı tüketim kültürü sayesinde insanları bilinçsizce tüketime yönelten ve bu şekilde şizofrenler üreten bir sistemdir der Deleuze ve Guattari. O kadar doğru ki bu tespit, sistemin istediği insan profili aslında bir şizofrenden başkası değildir. Deleuze ve Guattari bu ana tespit etrafında kitabı şekillendirirken bir ayndan analizini yaptıkları kapitalizmi, psikanaliz ile ilişkilendirmiş ve anti-psikanaliz modeli üretmişlerdir. Buna göre, dilimize kazandırdıkları terim ise Şizoanaliz olmuştur. Şizoanaliz özünde bir psikanaliz eleştirisidir. Psikanalizin birçok hipotezini tartışmaya açmıştır. Bilinçdışı da bunlardan en belirgin olanıdır. -ki burada çok net bir Freud eleştirisi mevcut. Psikanalitik bilinçdışından şizoanalitik bilinçdışına geçiş yapılmıştır. Psikanalitik bilinçdışını Freud'un döneminde geçerliliği olan ve artık günümüz insanının tanımlanmasında yetersiz kalan bir alan olarak görmekteler. Deleuze ve Guattari Anti-Oedipus içerisinde şizoanalizin niteliği ve sorumluluğu “yıkım” olarak tespit ederler. Şizoanaliz her şeyden önce tamamen bir yıkımı ortaya çıkarır. Kapitalist düzenin ne kadar egemen olduğu değerler bütünü varsa bu değerler bütününün oluşturduğu ahlaki ağa saldırır şizoanaliz. Özellikle arzulamak üzerinden yapılan tespitleri gönül ister ki tek tek paylaşayım ama analizi boğmak istemiyorum. Kapitalist ahlakçılık insan bilincinin yaşayabileceği en büyük yıkımdır zaten der. Bu nokta dönüp dolaşıp yine Nietzsche'nin haklılığına ulaşılmış olması bu fırça bıyıklı amcamızı bir kez daha yad etmemize sebep oluyor. Kitap tam anlamıyla muazzam bir başyapıt.
Anti-Ödipus
9.3/10
· 44 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
26