Bu platformda alıntı, inceleme ve ileti dışında paylaşımda bulunmuyorum ancak bu kez, geride kalan 2025 yılı içerisinde hem şimdiki ben'e hem de ileride bu satırları okuyacak olan ben'e birkaç kelam etmek ve bunları da -söz uçar yazı kalır misali- kayda almak istedim.
Ömür, yaşam, hayat adına her ne dersek diyelim, zamanımız kısıtlı; 20 yıl da olsa 90 yıl da olsa. Hepimizin başlamış, devam etmekte olan ve sonunda bir nihayete erecek olan yalnızca bir tane öyküsü var. İkinci bir öyküyü yazma hakkımız yok :)
Hepimiz kendi öykülerimize her yeni gün birkaç satır daha ekliyoruz; bazı satırlar yüzümüzde hoş bir tebessüm bırakıyor, bazıları da gözümüzden bir damla yaş akıtıyor. Öte yandan, bu öykünün tüm satırlarını yazmak da bizim elimizde değil, zira yazılmış ve muhafaza edilmiş olan Levh-i Mahfuz var. Yani ne kadar plan yaparsak yapalım bizim tüm tasavvurlarımızın üzerinde yer alan bir İrade-i Külliye var.
İşte ben 2025 yılında; öykümdeki tüm satırların, tüm plan, tasavvur ve niyetlerimin; esasında Cenab-ı Hakk'ın hoşnutluğunu ve rızasını kazanmak için yapılması gerektiğini aksi halde bunların masivaya dair arzu ve heveslerden ibaret olduğunu yakînen kavrayabildim. Allah, hakka'l yakîn ile kavrayabilmeyi de nasip eylesin.
"Ben Sen'den razıyım, Sen de benden razı ol" cümlesini tüm kalbimle söyleyebilmek 28 yılımı aldı. İşte göründüğü üzere insan ömrü çok da uzun değil :) Bu ömür defterine yazılacak her satırda O'nun izni ve inayetini alarak, O'na teslim olarak, başına O'nun yazdığından gayri başkaca bir şey gelmeyeceğini bilerek ve her şeye yalnızca O'nun rızasını güderek başlamak; insanın içindeki tüm şüphe ve hüzün bulutlarını dağıtıyormuş. Ancak bu şekilde ruhumuz huzur ve sükun buluyor; dünyanın tüm o sıkıcı, yorucu ve bunaltıcı dertleri bir anda insanın gözüne