Yüzyıllar boyunca kapılar hem taş hem de odundan yapılmıştır. Bazı kültürlerde taşın ya da odunun ruhunun kapıda alıkonulduğu düşünülür ve bu saklı ruhtan odanın koruyuculuğunu yapması istenirdi. Uzun yıllar önce mezarlarda evlerden daha fazla kapı vardı ve bizzat kapı imgesinin kendisi, içeride tinsel değeri olan ya da içeride kapalı tutulması gereken bir şey bulunduğunu gösteriyordu.
Klasik psikolojinin şekillenmeye başladığı dönemlerde, kadınların merakına tamamen olumsuz bir anlam yüklenirken, aynı özellikteki erkeklere araştırmacı adı yakıştırılmıştır. Kadınların her işe burunlarını soktuğu söylenirken, erkeklere öğrenme heveslisi denmiştir. Aslında, kadının merakının sadece sıkıcı bir röntgencilikmiş gibi sıradanlaştırılması, kadının içgörüsünü, içe doğuşlarını, sezgilerini inkar eder.
Genç ruh, yok ediciyle evlendiğinde, hayatının bır açılım olması beklenen bir döneminde esir düşer ya da denetim altına alınır Özgürce yaşamak yerine, sahte bir hayat yaşamaya başlar. Yok edici, kadını aldatır ve aslında onu öldürmeyi planladığı halde şu ya da bu şekilde onu kraliçe yapacağı vaadinde bulunur. Tüm bunlardan bir çıkış yolu vardır, ama bir anahtara sahip olmak gerekir.
Birçok kadın Mavisakal masalını harfi harfine yaşamıştır. Henüz yok ediciler konusunda safdilken evlenen bu kadınlar, hayatlarına yıkım getiren birini seçerler. Bu kişiyi sevgiyle "iyileştirmeye kararlıdırlar. Bir şekilde "evcilik oynarlar. Vakitlerinin büyük bir kısmını, "Sakalı aslında o kadar da mavi değil" diyerek geçirdikleri söylenebilir.