Mari

Mari
@sobertaes
Ağzıma tütün tadı bile gelmiyor artık.
Şeytan ile Sohbet
Büyük bir gürültüyle çöktü o kadim karanlık, Sarıldı omzuma, asırlık gururundan sıyrılıp. Gözyaşları tenimde kor bir leke gibi birikti, İlk kez bir canavar, kendi cehenneminde yenik geldi. Bana döndü ve fısıldadı o çatlak sesiyle: "Beni sadece sen anlayabilirsin," dedi sessizce, "Çünkü ikimiz de ait olmadığımız bir hikayenin günah keçileriyiz." Yukarıdakiler onu hiç dinlememişti, biliyordum, Yukarıdakiler beni hiç görmemişti, görüyordum. "Ama senin kalbindeki bu amansız karanlık," dedi, "Beni bile ağlatacak kadar derin, beni bile ağlatacak kadar tanıdık." Bir an durdu, gözleri kızıl kızıl kanadı, Beni asırlardır mutlak kötülük diye anlatanlar, Senin canını nasıl bu kadar kolay yakabildiler? Herkes ondan kaçarken köşe bucak, Benim kendi cehennemimi sessizce sırtlanışımı izlemiş. İzlemiş ve ilk kez merhamet dilenmiş. Ağladı, en dipteki günahkarın saf acısıyla ağladı; "Bana kötülük dediler," der gibiydi bakışı, "Ama insanoğlunun saf acısının yanında, Benim asırlık karanlığım sadece bir hiçmiş." Diyerek haykırdı. -Mari
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sessizlik Büyüyor
Sessizlik büyüyor... Yaprak çıtırtıları bile kesildi. Günü geliyor, gülün dikenleri dökülüyor; Geriye bir gülümseyişe hasret kalınıyor. Sessizlik büyüyor... Kimsenin uğramadığı bu şehirde, Kalabalıkların gürültüsü bile dindi. Sahi, hep insanlar mı ölüyor? Sessizlik büyüyor... Bir bulvar kahvesinde, Bütün gün doğuşları tüketiliyor; Zaman, gittikçe daralıyor. Sessizlik büyüyor... Hayatın en berbat günleri kapıda. Göğüs ger hepsine, sevgiyle yaklaş; Bir gece, anneler ve babalar ağlarken... -Mari
Tekrardan çocuk olmak isterim.
Tekrardan çocuk olmak isterim Ayakkabılarım hiç kirlenmemiş. Yanaklarım sadece güneşten kızarmış, kimse vurmamış. Kendi yemeğimi bulamamışken bir bebeğe bakmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim Islak kâğıttan gemilerim çöpte kurumamış, Küçük kollarımla annemi yerden almaya çalışmamış. Onun yaşlarını silip kendi yaşlarımı boğazıma akıtmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Yaz akşamlarında çilekli kısa kollumla pişmanlıktan ağlamamış. Bahar gelirken badem çiçeklerini saçlarıma takmış. Bir sabah uyanıp kırmızı bir çift ayakkabıya gönül bağlamış. O ayakkabılara güzel isimler takmış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Gecenin yarısında pencere kenarında uyuyakalmamış. Sabah erkenden uyanıp kahvaltıya geç kalmamış. Yola koşarak çıkıp "ben seni çok özlemiştim" diyip sesimi kısana kadar ağlamamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Çiçek dolu bahçede gönlümce uzanıp, Patlak topumla bisikletimi alıp, Bu alemden uzaklara gitmek isterim. -Mari
Başınıza bir iş gelse sesinizi duyurabileceğiniz tek bir kişinin, sığınabileceğiniz tek bir boşluğun olmadığı tekinsiz bir ara sokak gibi, günlerce kursağından tek bir lokma bile geçmemiş bir insanın midesi gibi karanlık ve bomboş bir umut. -Mari
Duy Anne
Tanrı öyle bir çarmıha gerdi ki seni aşkın kollarına, Ne sen inebilirsin o tahttan, ne o kıyabilir seni indirmeye. Bütün cezaların ve ödüllerin ötesinde bir tutsaklık bu; Kendi kalbini yiyerek, o yangında tükenerek öleceksin. Bir yanda teslimiyet, bir yanda gurur, Hem en derin eziklik hem en kör küstahlık... Ona duyduğun hayranlık ve kendine beslediğin küçümseme, Ruhunu satmaya hazır bir çaresizlik ve bu aşka yetmeyen o zavallı akıl... Yalanlar fısıldayacaksın geceleri, sonra dualar edeceksin onun için. Bile bile cehaletine sarılacak, dik başlılıkla savunacaksın bu esareti. Önünde secde ederken, seni bu hale getiren kadere küfürler savuracaksın. Ve korku... Kaybetme korkusu, acı çekme korkusu, onun gözlerinde yok olma korkusu... Küçük kadınların en büyük aşığı! Kendi kalbini... Kendi ömrünü tüketeceksin onun yolunda. Ve işin en acıyan kısmı ne biliyor musun? Bu kutsal mahkumiyeti, sana bahşedilmiş en büyük onur sanacaksın! -Mari