Tanrı öyle bir çarmıha gerdi ki seni aşkın kollarına,
Ne sen inebilirsin o tahttan, ne o kıyabilir seni indirmeye.
Bütün cezaların ve ödüllerin ötesinde bir tutsaklık bu;
Kendi kalbini yiyerek, o yangında tükenerek öleceksin.
Bir yanda teslimiyet, bir yanda gurur,
Hem en derin eziklik hem en kör küstahlık...
Ona duyduğun hayranlık ve kendine beslediğin küçümseme,
Ruhunu satmaya hazır bir çaresizlik ve bu aşka yetmeyen o zavallı akıl...
Yalanlar fısıldayacaksın geceleri, sonra dualar edeceksin onun için.
Bile bile cehaletine sarılacak, dik başlılıkla savunacaksın bu esareti.
Önünde secde ederken, seni bu hale getiren kadere küfürler savuracaksın.
Ve korku... Kaybetme korkusu, acı çekme korkusu, onun gözlerinde yok olma korkusu...
Küçük kadınların en büyük aşığı!
Kendi kalbini... Kendi ömrünü tüketeceksin onun yolunda.
Ve işin en acıyan kısmı ne biliyor musun?
Bu kutsal mahkumiyeti, sana bahşedilmiş en büyük onur sanacaksın!
-Mari