Bu dünyada
En büyük günah
Seni unutmak
En acı eyvah
Senden ayrılmak
En güzel silah
Gözlerinden vurulmak
Ve
En tatlı sabah
Kollarında uyanmak
İşte
Bundan ötesi yok...
Ve en acısı ne biliyor musun?
Her sabah seni yeniden
Yüreğimdeki darağacına asıyorum
Ve sonra oturup
İkimiz için çocuklar gibi ağlıyorum
Çocuklar gibi Serena...
Duydum ki
Yağmurların bile bilmediği bir şehirdesin
Ve aşkımız bir şiirin en yanık mısralarında
Ve bir merdiven boşluğunda
Paramparça umutlarımız
Hani birlikte yaşlanacaktık Serena?
Hani birlikte ağaracaktı saçlarımız?
Bak nasıl küskün ve mahzun bakıyor bize
Doğmamış çocuklarımız
Hâlâ inanamıyorum yaptıklarına
Hâlâ inanamıyorum Serena...
Bir intihar mektubuydu sanki son bakışın
Ve kör bir bıçak gibi oydu yüreğimi
Böylesine kaçışın
Oysa
O değil ben olacaktım kollarında
Hani hep ben olacaktım Serena
Hani emindin
Hani yemindin
Hani hep benimdin Serena
Hani hep benimdin..?
acıları hafifletmenin ne anlamı var? İlkin, acıların insanı olgunlaştırdığını, ikinci olarak da, eğer aslında acılarını haplarla, damlalarla hafifletmenin yolunu bulurlarsa, bugüne kadar yalnızca her türlü bir belayı savuşturmak için sığınmak bir yana aynı zamanda mutluluğu buldukları din ve felsefeyi insanların kesinlikle bir kenara bırakacaklarını söylüyorlar.
delice konuşmalarını kâğıda dökmek zordur. insanoğlunun alçaklığından, adaletsizce zorbalığından, zamanla yeryüzünde yeşerecek harika yaşamdan, her dakika ona zorbaların cehaletini ve acımasızlığını anımsatan penceredeki parmaklıklardan söz eder. ortaya eski ama henüz modası geçmemiş şarkılardan düzensiz, dağınık bir potpuri çıkar.