Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: 'Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?' Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. 'Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz' diye bir de şart koymuş. 'Peki' demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine 'şimdi' demiş ermiş, 'sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.' Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyurun' deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan 'işte' demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.'
İnsan ve Duygular
"Hani kulaklığını takarsın ama bir kaç şarkı ardından çıkartırsın. Ya da sıkılırsın ve film açarsın. Film çok güzeldir ama 10. dakikada kapatırsın. Tüm yemekleri yemek için sofraya oturursun ama iki lokmada sofradan kalkarsın. Dışarı çıkarsın ama bir kaç sokak sonra eve dönersin. Bilgisayar da zaman geçirmek istersin ama site adı yazamayacak kadar bunalmışsındır. Bir şeyler yazmak istersin ama elin bile kalem tutamaz olmuştur. Arkadaşlarınla konuşmak için sosyal ağa girersin ama “merhaba”diyecek halin kalmamıştır. Ağlamak istersin ama göz yaşların içine akmaya başlamıştır. Uyumak için yatağa yatarsın ama göz kapakların ihanet etmiştir sana. Öyle bir boşluktayım işte. Hiç bir şey yapmak istemiyorum. Hissizleştim,dayanamıyorum."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zayıflamak için pratik bilgiler
Yapılması gereken bazı şeyleri bildirelim: 1- Zayıflamanın temel şartı, kabız olmamaktır. Bunun için kabız yapan gıdalardan uzak durmalı. 2- Sabahları aç karnına ve yemek arasında, yetecek kadar ılık veya sıcak su yahut çay içmeli. Normalden fazla su içmemeli. Kalb ve böbrek hastaları ve bazı kimselere fazla su zarar verir. 3- Yeteri kadar su içerek kepekli ekmek yemeli, az su içilirse, kepek kabızlık yapar. 4- İki günde üç öğün yemek en uygun olanıdır. Eğer buna dayanamazsa, iştah kesici, kalorisi düşük gıdaları az miktarda almalı. Mesela yoğurt, salatalık, leblebi gibi gıdalar yenmelidir. İştahı azaltmak için yağsız küçük bir yoğurt, az süt gibi gıdalar tercih edilmeli. Çok yemek vücutta çeşitli zararlara sebep olur. Dinimizde de çok yemek haramdır. 5- Acıkmadan sofraya oturmamalı, doymadan sofradan kalkmalı. 6- Unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı. 7- Baklagilleri, sebze ve bazı meyveleri bol yemeli, şekerli meyveleri az yemeli. 8- Yiyecekleri çok yavaş yemeli ve çok çiğnemeli, 9- Meyveleri yemeklerden önce yemeli, aç karnına yemeli. 10- Akşam yemekleri hafif olmalı, çünkü gece enerji sarfı az olur. 11- Yatmadan önce bir şey yememeli, tok karnına yatmamalı. 12- Hareketli olmalı, enerji veren işlerde çalışmalı, bu mümkün olmazsa, bol egzersiz yapmalı. Hızlı yürümek de bir egzersizdir. İlk 20 dakikasından sonra vücuttaki yağ dokusu harcanır. Bunun için yapılan egzersiz 20 dakikadan fazla sürmelidir. 13- Sağlık için sıvı yağları tercih etmeli, ama zayıflamak için bütün yağları az yemelidir. Margarini hiç eve sokmamalıdır. Çünkü Margarin, sıvı bitkisel yağların ve balık yağlarının, hidrojenlenerek katılaştırılmasından elde ediliyor. Margarin, beden sıcaklığında erimiş hale gelmiyor. Zerreler halinde dağılmış olmadığından mide ve bağırsaklarda, taş
1000Kitap
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.
Geceye Bir Hikaye
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.
1000Kitap
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"diye. "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..." #hikaye #sevgi