İftara yarım saat vardı. Orta yaşlı bir adam elindeki poşette iki pide ile fırından çıktı. Kapının önünde duran 10 yaşlarında bir kız çocuğu ile göz göze geldiler çocuk başını yere eğdi. Adam, çocuğun başını yere eğerken gözlerinin poşetteki pideye takılı kaldığını farketti. Adam sordu "kızım bir şey mi var canın mı istedi" Kız hiçbir şey demedi. Adam tekrar sordu "bak canın istediyse ucundan koparıp vereyim." Çocuk dedi "amca o zaman 2 parça daha kopar, çünkü evde annem ve kardeşim de var" Adam poşetteki pidenin birini aldı diğer diğer pideyi poşetle beraber kıza uzattı. Çocuk dedi "bu çok amca, o küçücük elinin dört parmağının boğumuna kadar olan kısmı gösterip şu kadarcık olsa yeter" Adam biraz ısrar edince küçük kız "alırım ama borç olarak ve bir de şartım var bana adını adresini Bir kağıda yazar mısın ? Param olunca getirip öderim. Çünkü babam ölmeden önce bize hep nasihat ederdi kimden borç alırsanız bir kenara yazın gün gelip eliniz rahatlığında gidip ödersiniz derdi" dedi. Adam küçük kızın şartını kabul etti cebinden çıkardığı bir kağıda adını ve adresini yazıp poşetin içine koyarak kıza uzattı. Küçük kız önce teşekkür etti sonra "Allah senden razı olsun amca bu akşam iftar edebileceğiz" dedi ve yine başını yere eğip arkasını dönerek yürüdü biraz sonra da gözden kayboldu. Adam çok duygulandı, dahası iftar öncesi yaşadığı bu halin verdiği huzurdan gözleri doldu hatta birkaç dakika öylece kaldı. Ardından aceleyle evin yolunu tuttu. Akşam ezanı okunmaya başlamıştı ki eve vardı. Hanımı Melahat hanım kapıyı açtı ve "geç kaldın bey sofra hazır hadi hemen otur, orucunu aç" dedi. Adam ellerini yıkadı hemen sofraya oturdu ve yemek sırasında neden geç kaldığını anlattı. Melahat Hanım kocasının anlattıkları bitinceye kadar tek bir lokma boğazından geçmedi, ne de olsa o da
SÜNNET OLAN BESLENME TARZI
İradeyi kuvvetlendirmek sabır ister, sabredin. "İnkar edenler (kafirler) dünyada zevklenirler (dünya hayatının zevkini düşünürler) ve hayvanların yediği gibi yerler." (Muhammed, 47/12) İrade kuvvetlendirmek sabır ister, sabredin. Bugün gıdaların işlenmesi ve üretimi sırasında yapılan müdahaleler ve ‘’yemek için yaşamak!’’ düşüncesi ile obezite ortaya çıkmıştır. Bu sebepten eski çağlara nazaran daha da dikkat etmemiz gerekiyor.Yani sünnet olan beslenme tarzı , bu çağda uygulanamaz diye bir söz söylenemez! Aksine obezite ve çeşitli hastalıklar tedavisi olarak gördüğümüz az sık beslenme uygulanmalı ve tedavi olumlu sonuç verdiğinde, az miktar ve az öğün yemeyi (SÜNNET) öğrenmeliyiz. Biliyorsunuz; sünnete uyup 2 öğün yemek yiyip, bu öğünlerde az yiyorsanız ,büyük bir ihtimal ile sağlıklısınızdır. Ancak bugün medya ve çağın bizlere empoze ettikleri ile sofralarımızdan hiçbir şeyi eksik etmiyor, hatta tüm yiyeceklerden bir öğünde fazlasıyla yemeyi tercih ediyoruz. Dolayısıyla o 2 öğün beslenme ,hatta sünnete uyduğumuzu zannederek 2 öğün beslenme, bize tüm gün yemek yemiş gibi daha da fazla bir kalori ile geri dönüyor, vücut bunu parçalayamadan fazlasıyla depoluyor.Halbuki peygamberimiz Hz.Muhammed(sav) 2 öğün yemek yiyordu ve az miktarla doymadan kalkıyordu. İşte asıl sünnet olan, uygulamamız gereken budur. Bu sebeplerden dolayı diyoruz ki; 1-2 öğün beslenme ve bu öğünlerde az yemek yemek irade ister, bugün çeşitli sağlık sorunları ve sosyo psikolojik durum nedenleri ile bunu yapamadığımız için kilo alıyoruz…Bu iradeye bir çözüm getirmenin tek yolu bugün az ve sık yemektir. Bu şekilde nihai amacımız ise metabolizmayı hızlandırıp kilo kaybı sağlamak ve artık 2 öğün ile az yemeye alıştırmaktır. Fazla kilomuzu verdikten sonra, halen 2 öğün ve az yemeyi yapamıyor isek, az ve
İnsan ve Duygular
Reklam
O da geçip oturdu sofraya Onun da önüne bir tabak düştü Çatal düştü kaşık düştü. (Sen koymadın sayıyorum ben bunları) O açtı ağzını bir bir tabağındakiler götürdü Çay istedi doldurdun, su istedi getirdin Bir ara önünde ekmek kalmadı Şu ekmeği uzatır mısın bana dedi. Gözü gözüne ilişti (Burasını düşünmek dahi istemiyorum ben ) Çocuklar vardı sen vardın O masanın başında vardı. Ailecek mutlu bir masaydı Çok şükür yarabbi diyerek sofradan kalktı Çok şükür bu günlere de şükür deyip yatağına gitti. Annen yanında uyumanı isterdi Annen olsaydı sen de kalk git derdi. Belki seni canı çekerdi Arkadaşından duymuştun erkeği ret etmek olmazdı. Sofra kurulur dağılır.. Ocakta yemek pişer yenilir. Gün dediğin birer birer geçip gider Sen verdiğin söze sadık olduğunu zannedersin ama O evde onla yaşaman bile bir zulümdür. Bende söz bitti nefes tükendi. Artık sana anlatasım dahi gelmez bazı şeyleri İnsanoğlu böyle mi değişiyor ya hep sonraları Biri bir şey yaptığında mı Biri hiçbir şey yapmadığında mı Biri olmasa çok da iyiymiş hani.
Şiir
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: …’Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’diye. ‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş ‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’ diye bir de şart koymuş. ‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine ‘ Şimdi…’ demiş ermiş. ‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. ‘ Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. ‘Buyurun’ deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. ‘İşte’ demiş ermiş. ‘Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman …
1000k
Zayıflamak için pratik bilgiler
ehlisunnetbuyukleri.com/Sorularla-Islam... Yapılması gereken bazı şeyleri bildirelim: 1- Zayıflamanın temel şartı, kabız olmamaktır. Bunun için kabız yapan gıdalardan uzak durmalı. 2- Sabahları aç karnına ve yemek arasında, yetecek kadar ılık veya sıcak su yahut çay içmeli. Normalden fazla su içmemeli. Kalb ve böbrek hastaları ve bazı kimselere fazla su zarar verir. 3- Yeteri kadar su içerek kepekli ekmek yemeli, az su içilirse, kepek kabızlık yapar. 4- İki günde üç öğün yemek en uygun olanıdır. Eğer buna dayanamazsa, iştah kesici, kalorisi düşük gıdaları az miktarda almalı. Mesela yoğurt, salatalık, leblebi gibi gıdalar yenmelidir. İştahı azaltmak için yağsız küçük bir yoğurt, az süt gibi gıdalar tercih edilmeli. Çok yemek vücutta çeşitli zararlara sebep olur. Dinimizde de çok yemek haramdır. 5- Acıkmadan sofraya oturmamalı, doymadan sofradan kalkmalı. 6- Unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı. 7- Baklagilleri, sebze ve bazı meyveleri bol yemeli, şekerli meyveleri az yemeli. 8- Yiyecekleri çok yavaş yemeli ve çok çiğnemeli, 9- Meyveleri yemeklerden önce yemeli, aç karnına yemeli. 10- Akşam yemekleri hafif olmalı, çünkü gece enerji sarfı az olur. 11- Yatmadan önce bir şey yememeli, tok karnına yatmamalı. 12- Hareketli olmalı, enerji veren işlerde çalışmalı, bu mümkün olmazsa, bol egzersiz yapmalı. Hızlı yürümek de bir egzersizdir. İlk 20 dakikasından sonra vücuttaki yağ dokusu harcanır. Bunun için yapılan egzersiz 20 dakikadan fazla sürmelidir. 13- Sağlık için sıvı yağları tercih etmeli, ama zayıflamak için bütün yağları az yemelidir. Margarini hiç eve sokmamalıdır. Çünkü Margarin, sıvı bitkisel yağların ve balık yağlarının, hidrojenlenerek katılaştırılmasından elde ediliyor. Margarin,
1000Kitap
SEVGİYİ BİLENLER Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: *"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"diye.* "Bakın göstereyim" demiş Ermiş. *Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da *"Derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar.* Ermiş *"Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz"* diye bir de şart koymuş. *Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar öylece aç kalkmışlar sofradan.* Bunun üzerine Şimdi..." demiş Ermiş. *"Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."* Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. *"Buyurun"* deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını . Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş Ermiş. *"Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.* Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..
Reklam
Reklam