Ben on iki yaşımdayken Annem öldü.
Ve o, günden bu yana hiç tadını beğendiğim güzel bir yemek yemedim, çünkü sevdiğim en güzel yemek patates kızartmasıydı ve bu yemeği en güzel Annem yapardı
bende tabağımdakı yemeyi çabucak bitirib, bir tabak daha yemek isterdim, ve Annemde bunu bildiği için bana ek, yemek verirdi.
Ama artık o günler geçmişde kaldı çünkü Annem öldükden sonra babam başka bir kadınla evlendi ve bakması için, beni halama verdiler. Tabi ki, halamında iki çocuğu vardı ve onlarla iyi geçiniyordum, bir yerde oynuyorduk, bir yerde eğleniyorduk ve böylece Annemin öldüğünü unutuyordum. Kısa bir süre için olsa bile sanki Annemin var olmadığını düşünüyordum, ama bu çok uzun sürmezdi ve mutlaka bir şekilde Annemi hatırlardım.
Hattda bir gün halam bizi, yani kendi iki çocuğu ve beni sofraya çağırdı, yemek yeme vakti gelmişdi ve yemekde patates kızartması vardı. Tabi ki ben bir alışkanlık olarak bana sunulan tabakdaki yemeğin hepsini çabucak bitirdim ve ikinci bir tabak yemek istemeye karar vermişdim ki, bu kararımdan çabuk vaz geçdim. Çünkü karşımda oturan kadın ne kadar halamda olsa, bana ne kadar iyide baksa Annem deyildi, bu yüzden ikinci bir tabak yemek istemeye korkdum ve yalandan doydum diyib sofradan uzaklaşdım sonra ise, dışarı çıkdım ve ağladım.
Ben Annem öldüğünden o güne kadar ilk kez o gün Annemin öldüğünü ve bir daha geri gelmeyeceğini, ve bana kendi elleriyle patates kızartması yapmayacağını anladım ve bunu unutmamayı kendime söz verdim.
Bu gün artık otuz sekkiz yaşındayım ve o günü hala unutmadım.
Ve size on iki yaşlı kız olarak söylüyorum, eğer bunu okuyan bir çocuksan Annene, Babana iyi davran onlara sarıl, sevdiğini söyle çünkü bu şansı bir daha yakalamaya bilirsin.
Yok eğer, bir Anne ve ya, bir Babaysan ki, fark etmez, çocuklarınıza iyi davranın