Her Şeye Rağmen Sevgi
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
Bir gün bir dervişe sormuşlar: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır..?” “Size farkı göstereyim.” deyip, önce sevgiyi dilden kalbine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi sofrada yerlerini almışlar; derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Derviş şöyle bir şart koymuş: “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.” “Peki.” deyip çorbalarını içmeyi denemişler. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden, sıcak çorbayı döküp saçmaktan hem kendilerini yakmışlar hem de ağızlarına bir damla bile götürememişler. En sonunda bakmışlar olacak gibi değil sofradan aç bir şekilde kalkmışlar. Daha sonra derviş, sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağırmış. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş, sofraya oturmuş. Onlara da aynı şartı dile getirmiş. Her biri uzun kaşığını çorbaya daldırmış, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak çorbalarını içmişler. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan karınlarını doyurarak ve şükrederek kalkmışlar...
Her Şeye Rağmen SevgiLev Tolstoy · Neden Kitap · 20121,275 okunma
Hiciv mi desem kehanet mi¿
8/10
·480 syf.··
2026 9. kitabı
1864ten 1944e; Sultan Abdülaziz'den VI. Mehmet Vahdettin'e; Üç paşalardan; Atatürk'ün olduğu ve olmadığı Cumhuriyete varan bir hayat serüvenine sahip olan bir yazardır Hüseyin Rahmi GÜRPINAR. Dünya üzerinde Rabbimin gerçekten ondan noksan yarattıkları dışında her insanın aklına başkaları yada kendisi hakkında gelebilecek bir soru: "Deli mi?" "Deli miyim?". Elbette her şekilde sorulup sorgulanabilir konu olan bu soru kalıbı başlık alarak atılan güçlü bir çığlık senfonisi bu kitap: "insanlık, bu kavram kendilerinde yarı ölü olarak doğmuş varlıklara mı emanet?", "Ölmüşüz ağlayanımız yok", "Allah kuru iftiradan korusun" "Allah böylelerine tırnak vermesin.", "Etme sırtını duvardan başkasına emanet; en kralının bile içinde vardır bir nebze ihanet." "Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin." gibileri ve vesairelerini saydırıp saydırtan Şadan, Müberra, Hidayet, Kalender Nuri, Ömer, Cicibey Sermet, Zom Salih ve Revan. Revan hanım karekteri dışında herbiri şahsına münhasır olmakla birlikte isimleriyle müsemma olmak yerine tezat oluşturmuş özel karakterler... Tokun, aç halinden; zenginin, fakir derdinden anlamadığını; dini kuralları kendilerine göre tefsir edenler ile kanunnamelerin her daim yazanların ve hısım akrabalarının lehine olduğu vesilesiyle gücü yetenin yettiğine hücum ettiğini; dost dediğini hangi çıkar çatışmasında kaybedeceğinden haberinin olmayacağını; karı-koca ilişkisinin bir kağıt parçasına karalanan bir iftira tozu ile ne hallere düşürülüp düşebildiğini; ailenin sıcak bağlarla inşa olmuş bir ilişkiden ziyade, anlaşılabilir iletişimden uzak basit bir kavram olmaya indirgendiği; cinsiyet farklılığı ile insanlık arasındaki farkın bile isteye kaçınılmayan karışıklığından türetilen yersiz kargaşalar varlığının tüketime her zaman
Ben Deli Miyim?Hüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 20211,027 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
PİR-İ LEZZET: KALBİME YERLEŞEN, DAMAĞIMDA KALAN ROMAN
Puan vermedi·314 syf.··
2025 33. kitabı
Pir-i Lezzet’i düşündüğümde aklıma önce koku geliyor, sonra tat, ondan sonra da kitaplığımda durduğu yer. Okurken hissettiklerimi tam anlatabilmem zor, çünkü bu roman benim için yalnızca güzel bir okumadan ibaret değil. Hayatımda en sevdiğim ilk beş kitabı saysam, hiç düşünmeden arasına koyarım. Hatta artık biriyle edebiyat konuşurken, ona bir kitap hediye etmem gerekse, elim önce bu romana gidiyor. Pir-i Lezzet’i okurken yaşadığım en belirgin şey, sürekli canımın tatlı, özellikle de şerbetli bir şeyler çekmesi oldu. Normalde okurken atıştırmalık arayan biri değilim, ama bu romanda sayfalar çevrildikçe zihnimde hep bir baklava tabağı, bir revani dilimi, bir güllaç parçası canlandı. Sadece tatlı da değil, ağır kokulu baharatlar, özenle pişmiş etler, farklı pilavlar, şerbetler, aklıma geldikçe bile içimi kıpırdatıyor. Yazar, mutfağı öyle bir anlatmış ki, kitap bittiğinde sanki uzun bir sofradan yeni kalkmış gibi hissettim. Karnım doymuş gibiydi, ama ruhum bir süre daha masadan kalkmak istemedi. Romanın dünyasına girmek, bana biraz eski bir İstanbul rüyasına adım atmak gibi geldi. Tam olarak hangi yüzyıl olduğunu söyleyemiyorum, zaten kitabın da böyle net bir tarihi yok, ama Osmanlı kokusu her satırda hissediliyor. Saray koridorlarında dolaşırken, mutfağın sıcak taşlarına basarken, liman kentlerinin tuzlu havasını içine çekerken, arka planda hep o dönem var. Bazı detaylar, bazı isimler, bazı atmosferler insanın aklına Kösem Sultan dönemini getiriyor. Yazar bunu açık açık söylemiyor ama okur olarak sezdiğin, hissettiğin bir hava var. Ben de o havayı çok sevdim. Tarih dersi gibi değil, belgesel gibi hiç değil, daha çok hatırlanan bir rüya gibi. Pir-i Lezzet’in en vurucu tarafı, baş karakterin kendisi. Beş yaşındayken kardeş katlinden sağ kurtulan bir şehzadenin, yıllar
Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,031 okunma
Beni Asla Bırakma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2025 23:33
Bazen yaşanmış olanlar ve dahi yaşanmamış olanlar bir yumru olur, insanın boğazına düğümlenir. Yutsan yutulmaz, konuşsan söze gelmez, gözlerden yuvarlanıp dökülür sessizce. Kitabın sonlarına doğru işte böyle bir acı çöker üstümüze. Üniversitedeki edebiyat hocamız Sayın Bilal Kırımlı bir dersimizde bize şöyle demişti : İnsanoğlu bu dünyada nefis yemeklerle dolu, mükellef bir sofraya oturtulmuştur.Tam karşısına da vahşi ve ölümcül aç bir kaplan… İnsana, sen dilediğince ye iç bu sofradan; zevk al denmiştir fakat yemek bitince kaplan da insanoğlunu yiyecektir. Hal böyleyken yine de insanın yediklerinden zevk alması ve mutlu olması beklenmektedir. Hailsham okulunda durum bundan da vahimdir. Buradaki öğrenciler spor ve sanatla yoğrularak yetiştirilir, tüm ihtiyaçları karşılanır ve iyi bir eğitim alırlar. Hafta sonları gidecekleri bir evleri ve geçmişleri yoktur. Onlara sürekli çok özel oldukları hatırlatılır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiği söylenir. Fakat bahçe duvarının ötesine çıkıp gönüllerince dolaşamazlar, bir işe girip çalışamaz, meslek edinemezler. Gönüllerince sex yapabilirler, sevip aşık olabilirler ama evlenip eş olamazlar. Çünkü onlar vakti gelince organları bağışlanmak üzere üretilmiş klonlardır. Nobel ödüllü Japon yazar Kazuo ISHIGURO’nun akıp giden hüzünlü satırlarında yaşamları ellerinden alınmış ruhların yarım kalan hikayesini okumanızı isterim.
Edebiyat
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2024 17:26
İncelemeye başlamadan önce yazar hakkında ufak bir bilgi vermek istiyorum. Jean Teule, Fransız karikatürist, senarist ve yazardır. 1978'den beri çeşitli dergilerde çizdiği karikatürleri ve çizgi hikâyeleri ondan fazla kitapta derlendi. Romanda anlatılan durum ,1518 yılında görülen, dünyanın en ilginç toplumsal histeri vakalarından birine dayanıyor. Strasbourg’da açlık ve sefaletin, insanları cinayete sürükleyen bir yokluğun hüküm sürdüğü zamanlarda, acısından aklını yitiren Enneline doğmuş bebeğini köprüden ırmağa attıktan sonra aniden sokaklarda dans etmeye başlıyor. Korkunç bir açlık ve kıtlığın hüküm sürdüğü Strasbourg’da kimi anneler sofradan bir boğaz eksilsin diye bebeklerini nehre atarken, kimileri de bebeği daha “verimli değerlendirebilmek” amacıyla pişirip sofraya servis ediyor.Sokakları basmış, hiç durmadan birbiri etrafında dönen ve zıplayan insanların trajik hallerini anlatırken, yaşanan olayın absürdlüğünü de vurgulamak adına sarkastik ve alaycı bir dil kullanıyor. Tarihi gerçekliğe uygun olarak, salgının başladığı andan itibaren dans edenler, din adamları tarafından şeytani figürler haline getiriliyorlar ve kafirlikle suçlanıyorlar. Kitabın en can acıtıcı anekdotları, katolik kilisesi ve ruhban sınıfın toplumu acımasız sömürüsüne dair ve okuyucuyu gerçekten dehşete sürüklüyor. Endüljans adı verilen din ve tanrı ticaretinin ne kadar geliştiğini görmek akıllara zarar verdiğini belirtiyor. Bir yer zenginken diğer tarafında fakir olması salgını daha çok dürtüyor. Roman Enneline' nin sağır ve dilsiz olması ile sonlanıyor. Türklerle ilgili anekdotlara da yer verilmiş. İstanbul yeni fethedilmiş, Mohaç Savaşına bile 10 yıl var, Osmanlıların Strasbourg gibi oldukça batıda bir şehre ulaşması çok uzak ihtimal ama ona rağmen sürekli Türklerle ilgili dehşet
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
8/10
·176 syf.··
2024 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2024 19:41
Her şeye rağmen sevgi. Bir gün ermişlerden birine sormuşlar: "Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır." "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Bir sofra hazırlamış. Bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen; ama dilden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar. Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, sıcak çorbalar ve arkasından da "derviş kaşığı" denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş. Ermiş: "Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok." "Peki" demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyar, çorbadan vazgeçip, öylece aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar safradan kalktıktan sonra, ermiş: "Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya." demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: "Buyrun bakalım" deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarında alan değil, her zaman veren kazançlıdır." .....Arka kapaktan
Her Şeye Rağmen SevgiLev Tolstoy · Arkhe Yayınları · 20151,275 okunma