Bir tarih ve kader ironisidir ki, Avrupa'nın, kendi düşüncelerinin, hayat tarzının ve devrimlerin köklü bunalıma ve çıkmazına düştüğü bir dönemde, bütün dünya ülkeleri bu ruhi trajediden habersiz, mutlu bir Batı prototipi gerçekleştirebileceğini umuyor.
İnsan ruhu, hakikat olmaksızın yaşayamaz, hakikatten uzak kalamaz. Bir bakıma bunalım, ruhun hakikatten uzak kalışı, daha doğrusu uzak kaldığının bilincine varışından doğar.
“Onlar (eleştirmenler) sonunda Öteki’nin gerçekten ne olduğunu görecekler! Birinci sınıf bir fikri, ilk benim keşfettiğim ve benim bildirdiğim, toplumsal önemi bakımından gerçekten muhteşem bir tipi niçin bırakacakmışım ki?”
Öteki ile Ben'in öyküsü, tıpkı Kafkanın "Dönüşüm"ü gibi bir dönüşme, bir sanrı öyküsüdür.
Bay Golyadkin davet edilmemiş olmasına rağmen gittiği üst sınıf davetten kovulunca, yağmurlu bir gecede St. Petersburg sokaklarında dolaşır. Sokakta bir yabancıya rastlar ama bu yabancı onunla tıpa tıp aynı olan ötekidir. Öteki, bay Golyadkinin varlığını ve varoluşunu çalar. Bunun üzerine olaylar gelişir. Temel ikilemini çözemeyen Bay Golyadkin çareyi “öteki ”sini yaratmakta bulur. Yani bir parçasını paylaşılmış psikoza feda eder. Bay Golyadkin kendisi olma yolunda, kendisi olamadığı noktada, başkası olmaya çalışır. Aslında olmak istemediği şey olmak Bay Golyadkin' in ruhuna teselli vermez ve deli damgası vurulur.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma