Ozan

Bilmiyorsan söyleyeyim, ben hiçbir yerden gelmedim. Kırılganlığın pençesindeki taş yüreklilik beni alıkoyar çünkü. İstemeden de olsa istememeklerimiz gayet sınırlı bu sonsuzda. Bilendiğimiz mermerlerin üstünde tepinmeden o engelleri aşabileceğimizi sanma. Elbette her birimiz yan yana durabiliriz bu savrulmanın ortasında fakat ikimizin dünyanın yansımasından başka bir şey olmayabileceği hakkının saklı olduğu yerde nasıl birbirimizin gözlerinin içine bakabiliriz? En sonunda ise bakılmayan taraflarda görülebilen çocuk ruhların yetişkin bedenlere olan serüveninin bir yerlerinde daima kaçınılmaz olur yitip gitmek hem de bir başkasının gözünün ucunda.
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bana bıraktıklarının altında eziliyorum şimdi. Eşyalar, anılar, yürüdüğümüz yollar, soluklandığımız parklar, konuştuğumuz konular... Yatağımda bıraktığın şekil değişmedi henüz, başucumdaki geceliğin ölgün bir beden gibi duruyor işte, masamdaki defterin hala açık. Birlikte okunacak çok şey yazıyordu onda, şimdi sadece ben yazıyorum. Bıraktığım her kalem izi göğsümde yara çiziyor sensizlik dilinde. Bakıyorum, yarım kalan ne kadar çok bitmişlik saklanmış odama, şaşıyorum. Şarapla sigara içilen o gecede, o gecede kalbime akan, o yanan şarkılar küllenip uçuşuyor üflenmiş yalnızlığımda. Tenimden çekip gittiğin bahar akşamına yıldızlar uğramıyor, karanlık bile alıp başını gidiyor. Gece yarısı sokaklarda mır mır konuşurken seslerimiz uzuyor, uzuyor sessiz kalan kulaklarıma. Renksiz duvarlarım rengini kaybediyor. Bu şehrin kimsesizliğinde tek bir kişinin varlığıydık, şimdi önünden geçtiğimiz dondurmacı bile kalabalık artık, geç kaldık.
Edebiyat
"Kalabalığın bireyleri, bıkıp usanmadan, 'Sen yoksun, yeryüzünde var değilsin,' demeyi sürdürüp gidiyorlar. Ben de 'Ben yokum, var değilim,' diye mırıldanmaya devam ediyorum içimden."
Edebiyat
Sen ve ben kimsesiz sokakların ışığında geceyi doldururken, birbirimize dokunurken, ismimizi solurken ve başımız dönerken, aydınlığın gürültüsü yankılanır, ayrılığın sessizliği kulakları parçalardı. Pencere önündeki plağın getirdiği müziği parmaklarımızın ucuyla tenimize hediye ederken o ânın bitimsizliğiyle belki de sonsuza salınırdık. Sözlerinin esiri gözlerimde kendini özgür hissetmenin bu dünyada varlığımı kanıtlayan tarafları vardı. Ve yokluğunun da bir yuva sayılması için elimden geleni yapardım. Sevginin içimizde açan çiçekleriyle cümleler doldururdu aşk, dudaklarda sağır kalırdı.
Edebiyat
Kendinin önemli ve değerli oluşunu (ve olmayışını) ötekiye borçlusun.