Selim Bey dairesinin önünden sessizce geçmeye çalıştığın apartman komşundur. Görür görmez senin ne kadar hanımefendi, ne kadar hanım hanımcık, ne kadar edepli olduğunu söyler. “Bak ne kadar efendi kızlar, pırlanta gibi gençler” diye eşine gösterir. Buradaki hanımefendilik bir tespitten ziyade bir beklentinin dile getirilmesidir. Selim Bey senin hanımefendi olmana karar vermiştir. Aranızdaki hal hatır sormanın hesap sormaya dönmemesi tamamen senin hanım hanımcık olmana bağlıdır.
“Sen olsaydın ne yapardın?” sorusu biraz da “Ben asla yapmamam gerekeni yapacağım ve senin de bu yaptığımın dünyanın en normal şeyi olduğunu söylemeni istiyorum” demektir.
İyilik yine nispeten kolay tanınır. Kötülük ise hem sürekli içinde yaşayınca başka bir yaşama şekli yokmuş gibi geldiğinden hem de çaresizce iyiyi hak edecek kadar kendine değer vermediğinden daha zor fark edilir.
Birinin, babası tarafından tartaklanan, kısıtlanan, istismar edilen kız çocuklarına, “Baban seni sevmiyor, sevgi böyle bir şey değil” demesi lazım. Artık bu söylensin ki hayatlarının kalan kısmında sevgiyi masalara vurmak, kıskanmak, kısıtlamak, her yaptığına karışmak, hesap sormak sanmasınlar.