Bir azınlık baskı görüyorsa, oy hakkı onu ille de özgür kılamıyor, hatta daha da eziyor. İktidarın bir çoğunluk grubuna bırakılarak azınlıkların çektiklerinin azaltıldığını savunmak için çok saf -ya da tersine çok pervasız- olmak gerek.
...Ama bu bütün demokratik sistemlerin özünde olan bir risk; kendinizi edilgen biçimde sayıların ağırlığına teslim ederseniz, en kötüsünden korkabilirsiniz; buna karşılık eldeki ifade biçimlerini bilinçli olarak kullanırsanız, sayıların basit gerçekliğinin altında insanların karmaşık gerçekliğini görmeyi bilirseniz, hiçbir sapma önüne geçilemez değildir.
İnsan kimi zaman, bu kadar gazete, radyo, televizyonla binlerce farklı görüş duyacağı hayaline kapılıyor. Sonra bakıyor ki, durum bunun tam tersi: bu megafonların gücü o anın hakim görüşünü genişletip yaymaktan başka işe yaramıyor, o kadar ki, başka hiçbir ses duyulmaz oluyor. Görüntü ve sözcük bombardımanı eleştirel düşünceyi her zaman besleyemiyor.
Temel haklara ilişkin her şey -babalarının dünyasında her yerde bir yurttaş olarak hiçbir kovuşturma ve aşağılanmaya uğramadan yaşama hakkı; nerede olursa olsun,onurlu yaşama hakkı; hayatını, aşklarını, inançlarını başkasının özgürlüğüne saygı göstererek özgürce seçme hakkı; engellenmeden bilgiye, sağlığa, dürüst ve onurlu bir yaşama ulaşma hakkı-, liste bu kadarla sınırlı değildir, bütün bunlar bir inancı, atalardan kalma bir uygulamayı ya da bir geleneği koruma bahanesiyle hemcinslerimizden esirgenemez. Bu alanda evrenselliğe doğru, hatta gerekiyorsa tektipliliğe doğru uzanmalıdır, çünkü çoğul olsa da, önce tek bir insanlık vardır.