"Dün gece saatlerce yürüdüm. Yeni bir sokakta kaybolmak istiyor gibiydim. Mutluluk içinde tamamen kaybolmak. Ama kaybolamadığımız, kaybolmayı beceremediğimiz anlar vardır. Her ne kadar sürekli yanlış yönlere sapsak da. Bütün kerterizleri kaybetsek de. Geç olsa da ve yola devam ederken söken şafağın ağırlığını hissetsek de. Ne kadar uğraşsak da kaybolmayı beceremediğimiz, kaybolamadığımız anlar vardır. Ve belki de kaybolabildiğimiz zamana özlem duyarız. Bütün sokakların yeni olduğu zamana."
hiçbir şey beklemeyerek başladım aslında ama o sıfır beklentiyle başlamanın tadını sonuna kadar aldım.. teerrtemiz bi dille öyle güzel cümleler kurmuş ki zambra hiç bitmesin istedim. içinde bulunduğum zaman dilimindendir belki inanılmaz dokundu bana. romanın güzelliği bi yana geçtiği dönem, 85 depremi, insan ilişkileri, ebeveynler, pinochet diktatörlüğü zamanları gibi konulara değinmiş olması ve sanki romanın içinden biriymiş gibi anı anına her şeyi okuyucuya da yaşatması olağanüstü bi tat bıraktı. siz yine de kimsenin karakteri olmayın ve hiçbir kitapta bulunmayın;)
"bazen babamızın kıyafetlerini giymeye ve uzun uzun aynaya bakmaya ihtiyacımız olur."