Silah ve cephane sağlanmasıyla ilgili bir başka bilgiyi Teğmen Luca'nın anılarından alıntılayalım: "Türklerin bir sözü vardır. Son derece cesur kimseler için "gözünü budaktan esirgemez" derler. İşte Hasan Reis de böyleydi. Korkunun ne olduğunu bilmezdi. Size bu konuda bir örnek vermek isterim. Kuşadası ve civarından sağlanan silah ve cephaneyi, Hasan Reis küçük bir yelkenliylet Akdeniz'deki limanlara kaçırıyor, bunlar daha sonra Anadolu'ya gönderiliyordu. Bir gün, yeni silah ve cephane yüklenmiş küçük yelkenli akşamüzeri Kadıkalesi'nde bir Yunan torpidosu ile karşılaşır. Yelkenlide Hasan Reis ve İrfan adlı bir arkadaşı vardır. Torpido kaptanı yelkenliyi durdurmak ister. Fakat Reis, ölür de bu emre itaat etmezdi. Nitekim derhal harekete geçmiş, sığ bir yere sığınmak için sahile dümen kırmıştı. Torpidodan şiddetli bir yaylım ateşi açtılar. İrfan adlı genç, daha ilk elde vurularak denize düşmüş, Hasan Reis de iki yerinde yaralanmıştı. Torpidodakiler, yaralının teslim olmasını beklerken. inanılmaz manzarayla karşılaştılar. Reis, mavzerini kapmış, torpidodakilere ateșe başlamıştı. Yeryüzünde böyle bir şey görülmemiş, bir tek adamın bir harp gemisiyle harbe tutuştuğu işitilmemişti.
Kaçamayacağını, silah ve cephanenin düşman eline geçtiğini anlayan Hasan Reis, silah sandıklarının altına bir dinamit yerleştirdikten sonra, kendini fırlatıp denize attı. Yaralı Reis, bitkin bir halde kıyıya çıkarken, yelkenli de infilak etmiş, havaya uçmuş, düşman hiçbir şey elde edemeden, geri dönmek zorunda kalmıştı. Ben bu olayı, önce Hasan Reis'ten sonra da o sırada torpidoda bulunan bir Yunan subayından dinledim. Olayı hayranlıkla anlatan Yunan subayı, hikayeyi şöyle bitirmişti: Üzerine kurşun yağdırmamıza rağmen adamı kaçırdık. Bu arada vurulan arkadaşının da intikam almış, bizden bir