Rabia Polatbilek, Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
 25 May 08:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Cesur Yeni Dünya...Kitabın kurgusu sizi bir çırpıda içine alıveriyor ve bambaşka bir zamana götürüyor. Labaratuvarda üretilen seri çocuklar istenilen fiziksel özelliklerde ve istenilen şekilde zeki, ahmak ya da normal olmaları sağlanıyor. Şartlandırma denilen talimlerden geçirilerek özgün sosyal sınıflar oluşturuluyor. Bunlar; Toplumcu, Özdeşci ve Dengeci.Gruplar arasında geçiş söz konusu değil kast sisteminden de bahsedebiliriz burada. Okumayan, düşünmeyen, eleştirmeyen, hissetmeyen ve duygusuz bireylerin var olduğu, ailevi ilişkilerin ve dini inançların olmadığı olmasının istenmediği, aşk gibi bir duygunun olmadığı bir yer düşününün.. Böyle bir zamanda acılar soma adı verilen uyuşturucularla hissedilmiyor. Acı, keder, üzüntü yok.. İlk başta kulağa hoş gibi gelsede bu duygulardan yoksun bırakılmış kişilerin nasıl insanî değerlerden uzak olduğunu görünce şiddetle ürperiyorsunuz. Daha fazla spolier vermeden kitapla sizi başbaşa bırakmak isterim. Keyifli okumalar dilerim.

Filiz Taşcı, bir alıntı ekledi.
25 May 00:25

Soma Kapkara
Madencim ;
Kara elmas dediğin maden kömür kara...
Ekmeğe sarılan o nasırlı ellerin gibi ;
Kaderin kömürden de kara...
Ölmeden girdim mezara,
Mezar taşında açtın silinmez yara ;
Soma' da, Soma'da, Soma'da...

Feryad-ı Naz, Nuh Karaaslan (Sayfa 151 - Emre Yayınları)Feryad-ı Naz, Nuh Karaaslan (Sayfa 151 - Emre Yayınları)
Emine Karaca, Ma'at'ı inceledi.
23 May 00:24 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Emine Karaca
22 dk. · Soma ·
#kitapyorum
#gülmansumrusomer
#Ma'at
Sayfa sayısı:158
Ey kadın sen çok değerlisin Her şey seninle güzel ve yaşanılabilir...
İşte bu yüzden kitabın adı Ma'at
Çünkü Ma'at ''Adalet ve Dürüstlük tanrıçası''
Yazarımız bu kitapta erkek e kadının eşit olmadığını herkesin farklı görevleri olduğunu anlatmış bütün kelimelerine hak vererek okudum.
Kadın kendini değerli hissetmeli herkesden önce kendini düşünmeli kimseye hayatından ödün vermemeli diyor.
Biri sizi terk ediyorsa bırakın gitsin diyor o zaten hiç size ait olmamıştır.
Yazar hayatında yaşadıklarını bir almış bunu da bizimle paylaşmış ki ders alalım.
Kitabı okurken keşke önce karşıma çıksaydı dedim. Sanki bütün yazılanlar bana ders gibiydi.
Bu kitabı okumakta geç kalmayın benim kalanlar da ders alabilir. Yüreğine sağlık güzel insan Gülman Sumru Somer harikaydı kitap.

"Mumu söndür, düşüncelerimin rengini görmeye ihtiyacım yok.”

Emile Zola Germinal,
#Soma maden kazası değil, Cinayet, İhmakârlık, üstünü örtmek....

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok...1.Dünya Savaşı'ndaki yaşananları bir grup asker arkadaşıyla birlikte 19 yaşındaki Paul adlı bir çocuğun gözüyle anılarına acı aci şahit olacaksınız.

Söz konusu savaş olunca ve kahramanları da çocuk olunca olunca herkes aciz kalıyor .Hikayeler de dilsiz.Sadece çocuklar da değil anne,baba,kardeş,kadınlar,yaşlılar her kim olursa olsun herkes yara alıyor.Acıları kelimesiz kalıyor.Toprak ,ağaçlar,hayvanlar da acı çekiyor. Bu kitapta savaşa,savastaki insana ,canlılara,insanın duygularına,korkularina kalbin,ruhun tarihine şahit olacaksınız.Evet tahmin ettiğiniz gibi savaş karşıtı bir kitap .Gerekçesi ne olursa olsun hangi savaş haklı görülebilir ki? Insanı feda eden tüm savaşlar bana göre kaybedilmiş savaslardir.Maalesef savaş,kan,gözyaşı o kadar kaniksandi ki.O kadar normallestirildi ki.Aksini düşünürsek ağır yaftalamalara maruz kalmak da an meselesi .Barışı ogrenemeden savaşı öğreniyor çocuklar .Özgürlüğü tatmadan,özgürlüğe doymadan özgürlük için savaş vermeyi öğreniyor .Okullarda verilen matematik ,fizik gibi derslerin hükmü yok savaş ,yıkım gibi çok bilinmeyenli problemlerin cozumunde.Öğretilen bilgilerin karşılığı yok.50 yaralı ,150 ölü sayısal ifadesinin matematikte karşılığı ne olursa olsun çok sayıda kaybın olduğu anlamına gelmesi , çokluk ifade ettiği kelimelerle maalesef aynı hesaba gelmiyor yapılan kelle hesapları.Savaş hesapsizca yutuyor tazecik bedenleri .

Muktedirler kendi bekasi için ölümün üzerine sürüyor gencecik bedenleri .Ideolojik hamaset gosterileriyle yapmış oldukları sovlarla kendi eylemlerini tasdiklemenin mutluluğunu yaşıyorlar.Koltuklarini sağlama almak için oturdukları yerden hiç birakmamacasina koltuklarini kahramanlık naraları atiyor,şehitlik fetvalari veriyorlar.Savaşa,nefrete,şiddete olan sehvetleri ,Svetlana Aleksiyevic'in dediği gibi "Her tanricilik,ölü seviciliktir " ifadesinde olduğu gibi kendilerine atfettikleri tanrısal niteliklerle övünerek, ölülere olan ihtiyaçları doymak bilmiyor.

Güzel bir ölümle teselli edilerek kirli amaçlarına alet ediliyor gencecik delikanlılar.
Hayalleri,cocukluklari,hatıraları hunharca katlediliyor .Güzel bir hayatı yasayamadan ölümlerden ölüm beğenmek zorunda bırakılıyor gencecik nesiller.Sevgi ve şefkat sarıp sarmalayamadan,soğuk toprağın kucağına itilip toprakla üstü örtülüyor,toprak üstünü örtüyor tüm hayallerin,hatıraların,
yasanmisliklarin.Özgürlük ,kardeşlik,barış için okyanuslar dolusu kan dökmek gerekiyor.Dökülen kan ülkenin sınırlarını genişletse de ,zafer sevincini yasatsada insanın yaşamadığı ,insanın olmadığı bir yerde arazinin,kara parçasının ne önemi olabilir ki ?Bu atmosferde ucuzluyor insan hayatı .

Maalesef savaş hayatın her katmanina yayılmış .Günümüzde de halen tazeliğini korumakta.Svetlana Aleksiyevic 'in "sıradan insanın cellatlasmasi " ifadesinde olduğu gibi maalesef insanlar en basit bir probleminin,sıkıntılarınin çözümü icin bile nefrete,dayaga,mermiye,bombaya,hakarete,adaletsizlige,zulme başvurarak;cellatliligi hayatta kalma yöntemi ,çözüm yöntemi olarak algılar olmuş.

Keşke dayanikliligin ,hakliligin ölçüsü mermiler,hakaretler,adaletsizlikler olmasaydı.Yunus Emre'nin "Ben gelmedim kavga için,benim işim sevgi için.Dostun evi gonullerdir,gönüller yapmaya geldim " ifadesiyle gönüller,hayaller yikmaktan ziyade gönüller yapmanın ,sevgiyi ,barissever insan inşa etmenin yollarını arastirsaydik .Sevgiyi sevseydik,nefretten de nefret etseydik.Dayanıklılık stogumuzu sevgi ile doldursaydik.Bizi kurtaran,insanlığı kurtaran tek şeyin sevgi olduğunu aklımızdan cikarmasaydik.

Kitap gerçekten savaşı,yaşananları ,insanın psikolojisini derinden hissettiriyor.Insanların hayatta kalabilmek uğruna sevgi,şefkat gibi hislerini dondurmak zorunda kalmaları,katilastirmalari yaralıyor sizi.Kendileri ölüm kalım savaşı verirken sivil hayatta tanidiklarinin duyarsizliklari ve kayitsizliklari karşısında hayret ediyorsunuz. Bir askerin açlıkla,yoklukla,fakirlikle bogustugu sırada ,arkadaşı olan bir başka askerin ölümünü beklerken --hem ölmesini istemeyip hem de cizmelere olan ihtiyacla-- arkadaşının sahip olduğu cizmelerine ısrarla kavuşma isteği içimi sizlatti.Yine Paul ve Albert'in yara aldığı ,bacaklarını kaybettiği esnada sevk edildikleri hastanede tertemiz
yataklara ,carsaflara kavuşunca haftalarca banyo yapmadiklarinin vermiş olduğu utançla o yatağı kirletme korkusuyla girmek istememeleri (Soma'daki madenci misali ) karşında kahroldum bir kere daha. Muzaffer Akar Abi'nin dediği gibi muhakkak okunmalı.Kelimeler aciz kalıyor .
Sonradan karşıma çıkan Yaşar Kemal için de kıymetli olan bu kitap icin şu sözü eklemek istiyorum :

“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır” der Yaşar Kemal…

Keyifsiz okumalar ...

Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
13 May 23:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kömür (SOMA 13.05.2014)
'Yine bir kömür kütürdedi sobada kayıp bir madencinin kalbi rastgeldi
atıverdi sıcak odada..'

Makiler, Sunay Akın (Sayfa 34)Makiler, Sunay Akın (Sayfa 34)
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
13 May 23:41 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 9/10 puan

Soma Katliamı 13 Mayıs 2014-...
“Bir defalık kullanım özelliğine sahip,
açarsa cezalandırılacağı Çin malı
gaz maskeleriyle, yerin yedi kat dibine gönderilen Somalı madencilerin
alnına yazılmış kara bir yazıdır faşizm. Dünyanın bütün mürekkepleriyle, ama yalnızca muktedirlerin kalemiyle yazılır. Alınyazısıyla hiçbir ilgisi yoktur.”

Zamanın İzinde, Ercan Kesal (Sayfa 337 - Ayrıntı Yayınları)Zamanın İzinde, Ercan Kesal (Sayfa 337 - Ayrıntı Yayınları)

Soma
“Abi baretim kaybolmasın maaşımdan keserler.”
(Soma'da sedyede taşınan bir madenci)

Yüz karası değil kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası.

#soma