Gençken insanları olduğu gibi kabul etmek ve o şekilde kabul edilmek, son derece asil bir arzu mertebesinde görülerek fazlaca yüceltilir. Halbuki bu yargı, aşırı sığ bir üşengeçlikten ve geçmişten gelen derin korkuların yarattığı bir yanılsamadan başka bir şey değildir.
Şehvet yanıltıcı arzuların en şaşırtıcısıdır. Bedenen size uygunluğundan emin olduğunuz kişinin fikren de sizin için yaratıldığına sınırsızca ikna olursunuz.
Geçmiş kelimesi şimdi, ölçülebilir olmayan, kişiye göre değişen zamansal bir mesafeyi tanımlıyordu. Nostalji hissi eskiden, ara sıra üzerine binip eski güzel günlere gittiğimiz bir trendi. Oysa şimdi mütemadiyen o halin içerisinde yaşama olanağı buluyorduk. Kafayı hiç yaşamadığı eski devirlere takmış genç insanlar, o yılların görüntü ve sesleriyle kendilerini eğitip o zamanları yaşamış insanlardan çok daha fazla o devrin insanı oluyorlardı. Fakat bedenin eskimesine, etin buruşup çürümesine, organların yıpranmasına, zamanın doğup büyüyen ve çaresizce ölen faniler için halen hızla geçiyor oluşuna henüz kesin bir çare bulunamadığı için, en nihayetinde geçmişe özlem duygusu denen berbat şey, her kuşakta küllerinden yeniden doğuyordu.