Bugün okulda son günümdü, hocalar pasta almış, hediye almış veda sürprizi yaptılar. 30 yaşındayım şuana kadar değil veda sürprizi doğum günüm dahi sadece bir defa üstün körü kutlanmıştı. Çok duygulandım, tuhaf hissettim ilk defa böyle içten bir şekilde değer gördüğümü hissettim, insan değer gördüğü yerde kalmak istiyormuş derken tam da bunu kastetmiştim, sadece sözle değil hal ve hareketleriyle de değerlerli olduğunu hissettiren insanlarla karşılaştım çalıştım bu yıl. Razıyım hepsinden🌸 Konuşacak kimsem olmayınca bu yazı da burda anı defterimde kalsın istedim, arada okur tekrar tekrar şükrederim🥹

Gülsüm

@GlsmKrmz
·
İnsan gerçekten de değer gördüğü yerde kalmak istiyormuş arkadaşlar. Bunu bu yıl çalıştığım kurumda öğrendim. Güzel bir duyguymuş, razıyım hepsinden 🌸
Lgsye son 1 günn
Reklam
Bilimsel kanıt sunarsın anlamaz, mantık yürütürsün dinlemez... En son çareyi bu görseldeki gibi kökten çözümde bulacağız galiba. Şüphe müphe kalmıyor, tertemiz yöntem.😊
1000Kitap
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mübarek lisanından dökülen "Ümmetim yağmur gibidir; evveli mi daha hayırlı, yoksa sonu mu, bilinmez." hadis-i şerifi, zamanın ötesine uzanan, ruhları serinleten ve ümitsizliğin karanlığını yırtan muazzam bir hakikatin kapısını aralar. Bu nebevi kelam, sadece bir teşbih değil; varoluşun, imanın ve rahmetin yeryüzündeki akış seyrini anlatan ilahi bir tablodur. ​Bu hadisin kalbine inmek ve onu bir ayetin nuruyla taçlandırmak gerekirse, yüzümüzü hemen Kaf Suresi 9. ayet-i kerimesine döneriz: ​"Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek ekinler bitirdik." ​Rahmetin İlk Damlaları: Asr-ı Saadet ​Yağmur, semanın yeryüzüne sunduğu en saf, en hesapsız ikramdır. Kur'an'ın "bereketli bir su" olarak vasfettiği o ilk damlalar, çölün sıcağından kavrulmuş, cehaletin ve adaletsizliğin kuraklığında çatlamış bir coğrafyaya, Asr-ı Saadet’e düştü. ​Efendimiz (s.a.v.) ve onun sadık ashabı, o yağmurun ilk damlalarıydı. Toprakla buluşur buluşmaz kuraklığı bitiren, adanmışlıkla, aşkla ve sarsılmaz bir imanla yeryüzünü yeşerten öncülerdi. Onlar, nebevi membaın hemen başındaydılar; suyun en berrak, en coşkun aktığı demlerde yetiştiler. Dünyanın gördüğü en muhteşem manevi bahçeleri kurdular. Adalet, merhamet ve güzel ahlak, o ilk damlaların bereketiyle yeryüzüne kök saldı. ​Zamanın Ötesine Akan Nehir: Ahir Zamanın Garipleri ​Ancak yağmur, sadece başladığı yeri ihya etmekle kalmaz; akıp gittiği, ulaştığı en uzak vadileri de besler. Hadis-i şerif, tam da bu noktada kalbimize bir ümit aşısı yapar. Yolun sonunda, ahir zamanın o hercümerç içinde, günahların ve fitnelerin sağanak gibi yağdığı bir iklimde gelecek olan "sonrakileri" müjdeler. ​Kaf Suresi'nde buyrulduğu gibi, o gökten inen bereketli su, zaman nehirlerinden akarak asırlar sonrasının
Hasbihal - 2
Şırnak… Birçoğumuzun zihnine terör, mahrumiyet gibi ezberlerle kazınmış bir coğrafya. Benim de bu topraklara adım atarken heybemde herkes gibi önyargılarım vardı. Ancak burası, kapısından girdiğiniz an ucuz ezberleri direkt suratınıza çarpan, sizi kendi gerçeğiyle sarsan bir şehir. Çünkü Şırnak’a gelmek, sadece coğrafi bir yer değiştirmek değil; yitip gittiğini sandığınız insani medeniyete yeniden hicret etmekmiş. ​Modern dünyanın bencil, robotlaşmış ilişkilerinde "öldü, bitti, kurudu" dediğimiz insana dair ne kadar müspet duygu ve davranış varsa, hepsi burada yeniden vücut buluyor. Burası buram buram insanlık, sokak sokak komşuluk ve pazarlıksız bir arkadaşlık kokuyor. İnsanlar size öyle içten, öyle pazarlıksız ve samimi yaklaşıyor ki, bir an olsun gurbetin soğuk yalnızlığını ve yabancılığını hissetmiyorsunuz. ​İlk günlerimde bir esnafın söylediği şu söz, şehrin ruhunu özetlemeye yetmişti: “Burası, cebinizde beş kuruş paranız, cüzdanınızda tek bir kartınız olmadan ömür geçirebileceğiniz Türkiye’deki tek şehirdir. Burada kimse sizi aç ve açıkta bırakmaz.” Zaman geçtikçe anladım ki bu bir esnaf mübalağası değil, hakikat. Şırnaklılar da bu hazinenin farkında. Biriyle konuşurken laf dönüp dolaşıp “Şırnak’ı nasıl buldunuz?” sorusuna geldiğinde, daha siz cevap vermeden ekliyorlar: “İnsanı çok iyi, değil mi?” Bu artık şehrin kendiyle yaptığı mukaddes bir sözleşme, genel kabul ve hakkı verilen bir kimlik. ​Şırnak, bugün Türkiye’nin en huzurlu, asayiş yönünden en kafanızın rahat olacağı şehir. Gecenin bir yarısı sokaklarında tek başınıza, en ufak bir tedirginlik duymadan sabaha kadar yürüyebilirsiniz. Büyük şehirlerin tekinsiz, arkana bakarak yürüten sokak lambalarını unutun. ​Sokaklarda gezerken insanların yüzünde gerginlikten, metropollerin asabi ve yorgun
Son sınavı da teslim ettiğimize göreeee ARTIK YENİ KURGUMA BAŞLAYABİLİRİM İYEHEHEHHEHEHE 🦖
Reklam
Reklam