Az önce babam uyandırdı ve babam gececi çalışıyor 🫠 şok oldum gece gece babamı karşımda görünce, rüya görüyordum ne gördüğümü de unuttum. Daha gerçek mi, rüya mı diye anlamaya çalışırken "babannen ölmüş" demesin mi... Yataktan nasıl fırladığımı bilemedim... Gece gece babamı bir anda karşımda görmeme mi şaşırayım, babannemin ölmesine mi bilemedim. Velhasılıkelam ölümü çok unutuyoruz, biraz sonra bize de gelmeyeceği hiç belli değilken kendimizi şu yalan dünyaya çok kaptırıyoruz... Çok anlaşamasak da severdim babannemi, Allah rızası için... Yanarım yanarım peçe takıyorum diye aramızın limoni olmasına yanarım🫠🥲 ne vardı sanki kendime hakim olsaydım da dediklerine "he" deyip geçseydim diyeceğim lakin son pişmanlık hiçbir işe yaramıyor onu anladım... Rica etsem müsait olduğunuz bir ara Yasin okursanız çok sevinirim, Allah razı olsun 🥹🫠
Tepkisini ne şekilde vereceğimi bilmediğim bir ateş yaktılar içimde! İnsanın yüreği ayaza muhtaç olur mu hiç? Susmayı öğrendim sırf bu yüzden. Kendimi koymam gereken yeri bilmediğim zamanlarda yaparım bunu. Verdiğim tepki ne olursa olsun sonunda suçlu çıkacağımı bildiğimden susmayı seçiyorum artık. Haklıymışım, Haksızmışım peşine düşmüyorum. Bana bi heves arayıp üç beş dakika özgürce sesini duyma sevincini yaşatmayıp bir de üstüne öyle bir söz söyledi ki arabayı çekip direksiyonu yumruklaya yumruklaya ağladığımı ölsem unutmam. Haberi yok. Olmasın dedim sustum. Nasılsa haksız çıkarsın sen kendine et nasılsa hep kendine edersin bu kez de yap bilmesin dedim ama olmak istediği adama dönmesi için bir nedeni daha olsun anlatayım.. Demiş ya ne zaman mutlu olsam hayat kapımı çalar bir şeyler eksiltir benden diye. Birbirimize çok benzeriz derim hep. Bugünde birbirimize çok benziyoruz. Ne zaman ağız dolusu değilde yüreğimin dolusu gülsem o gün gözümden yaş eksilmez.. Ne zaman içime bir serçe konsa tam uçacakken kanadım kırılır. O yüzden onu çok ama cooook iyi anlıyorum bi kaç gündür.. Aylar önceydi yine uzun uzun yazıp damla damla gözyaşlarımı akıttığım bir gündü. Kimim ben? Neyinim senin diye sormuştum.. Yerim neresi benim, Kapının dışında olduğumu bilirim lakin bunca yaşanan şeylere rağmen bir sıfatım var mı benim?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Deli kurt bu sana uzunca bir süreye kadar son mektubum, son göndermem, Ondan önceki inatlaşmalarımın üstüne İtalya konusunda söylediğim yalanın doğrusunu itirafım üzerine öfkelendiğini ve şu an cezamı kestiğini biliyorum. Her şey güzele giderken illa bir çıkıntılık yapıyorum. Düzelteceğim kendimi söz. Çocukluğumu bırakacağım. Yalan kotamı doldurdum biliyorum. Sosyal medyadaki rahatsız olduğun şeyleri de not ettim bir kenara. Düşüneceğim ve düzeltmek için çaba göstereceğim. Sonra güvenini kazandıktan sonra isteklerini yüzüme söyleyeceksin zaten. Bazı tavizlerden fedakârlıklardan kaçışım yok bunu anlıyorum. Ama benim özgürlükçü devrimci ruhum buna itiraz ediyor. Sonra bak bunu sana demezdim normalde "Aycan iki paylaşacağın Marksist alıntı için, iki giyeceğin şort için şu tatlı senin için şarkılar yapan güzel adamın iki kere İzmir'e gelmiş (sen fark etmedim mi sandın, gördüm seni Fahrettin Altay'da metrodan çıkıp geldin hatta sen de gördün de görmemezlikten geldin) kalbini kırmaya değer mi? Her İzmir'e geldiğinde de tiktokta hikaye atıyorsun :) Yakalandın çakal :) O gün de ayran içerken baktın bana sonra arkadaki cafede arkadaşınla oturup sohbet ettin ben de sana görünmeden kaçmıştım. Bunu da söylemeyecektim ama sen bilerek cama sürtünerek geçtin hatta... İşte o kadar yaptığın şeyi görünce (tam taviz değil de, tek bi konuda kafama takılan bir şey var sadece onu da yüzyüze gelince ifade edecem) kırmak istemiyorum seni. İnsan birine sarılmak isteyince o devrimci kitaplar da şortlar da teselli etmiyor zaten :) Sadece bana bu yaz müsade ver olur mu? Kıyafet dışındaki şeylerde serbestlik tanı biraz. Yas sürecinde kısıtlanmak bana şu anlık iyi gelmez. Gelecekte o an gelince düşünürüm. Ama çabalayacağım. Umarım bu tavizlerin sonucunda da pişman olmam. Burada da iş sana
Algernon'a Çiçekler
Bazı kitapları anlatmak zordur çünkü konuya değil, bıraktığı hisse dönüşürler. Algernon'a Çiçekler tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Yıllardır karşıma çıkıyordu ama ne yorumlarını okudum ne de konusunu araştırdım. Belki de bu yüzden Charlie'nin hikâyesi beni bu kadar derinden etkiledi. Sayfalar ilerledikçe sadece bir karakteri değil; anlaşılma isteğini, yalnızlığı, sevgiyi ve insan olmanın kırılgan yanlarını okudum. Kitabı bitirdiğimde ise içimde uzun süre kalacak bir hüzün kaldı. Bazı hikâyeler son sayfada bitmiyor. Charlie de onlardan biri oldu. 🌺📖❤️
kan sporu // (1988) — 1988 yapımı, `jean-claude van damme`'ı jean-claude van damme yapan, mahalledeki her çocuğu bacak açma egzersizleri yapmaya zorlamış efsanevi filmi. (bkz: bloodsport). trt ekranlarında `pazar sineması` kuşağında ya da star tv'nin bol reklamlı gece yarısı kuşağında `parliament sinema kulübü` de az izlemedik bunu. `frank dux` isimli bir abimizin (ki kendisi gerçekte var olduğunu iddia etse de hikayeleri hep bir şehir efsanesi tadındadır) gizli bir yer altı dövüş turnuvası olan "`kumite`"ye katılmasını anlatır. filmdeki her şey mi ikonik olur arkadaş? `jcwd`'ın turnuvaya alınmak için tuğlayı değil de altındaki tek bir mermeri kırdığı o sahne. `gözlerine kireç fırlatıldıktan sonra kör` `topal dövüşüp, hocasının` "gözlerinle değil kalbinle gör frank!" felsefesiyle `chong` li'yi patates etmesi. her dövüşçünün kendine has dövüş stili (özellikle maymun stili dövüşen abimiz favorimdi). ve tabii ki filmin ana kötüsü `chong li`'yi oynayan `bolo yeung`. adamın göğüs kaslarını oynatarak yaptığı psikolojik baskıyı bugün mc fit spor salounda ki hocalar yapamıyor. — dövüş sahnelerindeki o yavaş çekimler (`slow motion`) ve `van damme`'ın havada döner tekme atarken attığı o unutulmaz çığlıklar sinema tarihine altın harflerle kazınmıştır. oyunculuklar yerlerde sürünür, senaryo düz çizgilidir ama hissettirdiği o saf `80'ler` aksiyonu ve gaza getiren müzikleri için bugün bile oturup baştan sona sıkılmadan izlenir. - `frank dux`'ın `kumite`'de finale çıkıp `chong li`'yi pes ettirirken attığı o son çığlık eşliğinde bacak bacak üstüne atıp çay içmek... 90'larda çocuk olmanın en büyük lükslerindendi. hastasıyız. appraf.com/title/movie/blo... [cdn.eksisozluk.com/2026/6/11/f/f9b...
(Rüya) (Lilith ile çocuk en tepedeki dönme dolapın üstündeydi.Şartel kapalıydı dönme dolap çalışmıyordu. Lilith çocuğu başka kadınlar görmesin diye lunaparkı komple kapattırmıştı. Yalnızca ikisi vardı dönme dolabın altında deniz vardı. Çocuk elini Lilithin yüzüne attı.) Çocuk:Kusursuz Lilith Lilith (Hafifçe gülümsedi): Teşekkürler Esrar bağımlısı bir katilim Erkek düşmanıyım Bir de insanlık için bir teröristim O kadar da kusursuz değilimdir bence (Güler) Çocuk: Onlar ufak detaylar Toplum Kötü bir hayatın içine kendi elleriyle iter insanı Sonra da parmakla gösterip -işte kötü kadın o -derler. Oysa asıl sorumlular suçlayanlardır. Bir yetişkin bedenine hapsedilmiş Küçük bir çocuğu intihardan kurtaran bir kadın nasıl kötü olabilir ? Söyle bana - Güzel Lilith,Güçlü Lilith- (Lilith yeşil gözlerini çocuğun gözlerine dikti) Çocuk:İşte bu gözler Bu bakışlar Herkesin irkildiği bakışlar Ölüm saçan bakışlar Bana yaşam veriyor Beni görebildiğin için teşekkür ederim Zor olanı yaptın
Edebiyat