İnsanın kendi acısını bile başkasının cebine para olarak akıttığı bir çağın gönüllü kölesi oldu artık daha ne olsun. Güncel araştırmalara göre dünya nüfusunun %78’i kronik anksiyete ve ontolojik boşluk hissi ile mücadele ederken, global talep simsarları bu psikolojik fenomenleri 4.3 trilyon dolarlık bir pazara dönüştürmüş durumda bile. Son on yılda yapılan longitudinal çalışmalar, bireylerin %65’lik kesimin ruhsal bosluklarını, para harcamayı hızlı çözümle doldurmayı denediğinini ortaya çıkarıyor insan kendi yarasını, kataloglardan seçtiği yara bantlaryla kapatmaya çalışıyor şimdi. Hayallerimizi önce çalıyorlar; sonra posterlere basıp bize geri satıyorlar yani.”
Sayfa 43·Kitabı okudu
Modernizm meselesi
Bir paradoksla başlayalım. Batı'da bir modernlik inşa oluyor. Nedir bu? Aydınlanma' dır,Rönesans'tır, Reform'dur. Ulus devlettir, Cumhuriyet'tir. 1789'dur. K. Kentleşmedir. Sınıftır. Kadındır. Modernliğin olmazsa olmazlarıdır bütün bunlar. Bu anlamda Batı'nın son 3 - 4 yüzyılda geçirdiği dönüşümleri indirgeyeceğiniz bir kavramdır modernlik. Bir de modernizm var bundan farklı olarak. Dar anlamına 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı Batı' da ortaya çıkmış avangard, sanat akımlarının genel bir adı.
Reklam
Bu avare veya flâneur ruh, uçurum kenarında olmaya duyulan bu arzu, görüldüğü gibi La Liga ve Kral Kupası'yla sınırlı kalmadı: Avrupa'ya da sirayet etti. Chamartín'de Dinamo Kiev ile berabere kaldı ve bu neredeyse elenmesine neden olacaktı; durum o kadar vahim değilken (öyle olmadığı şimdi görülüyor tabii) kendine Bayern Münih'e iki kez farklı yenilme müsaadesi verdi. Sonrasında yarı finalde tekrar karşılaştıklarında, yenilginin geri dönüşü olmayacağı için bu sefer buna müsaade etmedi, kazanmaktan başka çaresi yoktu. Öncesinde Manchester'a 0-0'lık fakir bir cep harçlığıyla seyahat etmeye razı olmuştu ve ancak o zaman, Old Trafford'da, bıçağın sırtı artık damarlarını kesmeye başladığında sezonun tek büyük maçını çıkardı ve 2-3 kazandı (ama bayağı 0-3 kokan bir skordu bu). Son Avrupa Şampiyonu Manchester United'ın boynu, bir önceki pazar güven vermemiş ve bir sonrakinde Santander'e veya işte öyle bir şeye karşı da güven vermeyen bir bölük aylak tarafından vurulmuştu. Şimdi de Chamartín'de Valladolid'e karşı yenilmenin akabinde, Madrid Avrupa Kupası Finali'ni tam ihtiyaç duyduğu yere koydu: Ya kazanacak ya da önümüzdeki sezon kupaya katılması bile mümkün olmayacak – bu, ekip için trajik bir olay.
Daha İyisi Gelmez·Kitabı okudu
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından, biri de milliyetçilik olan 6 umde ile kurulmuştu. İsmet İnönü parti başkanlığı sırasında milliyetçilik umdesinin kaldı-rılması cihetine gidemedi ama milliyetçiliğe en büyük darbeyi vurdu. Köy Enstitülerinin komünist yuvası haline gelmesine göz yumduğu gibi 1944'te Türkçülere karşı açılan Haçlı Seferinin başkomutanlığını da bilfiil yaptı. Yetiştirip Türkiye'ye armağan ettiği Ecevit ise milli-yetçiliğe cephe almıştır. Nitekim son kongrelerinde, Halk Partisi'nin milliyetçi olduğunun tüzüğe geçirilmesi hakkındaki takriri hasır altı etmiştir. Fakat asıl mühimi, Anayasa değişikliği hakkında partilerin fikrini soran hükümete verilmek üzere hazırlanan cevaptır. Halk Partisi şu teklifleri kabul etmiyor: 1) Anayasanın ikinci maddesine "milliyetçilik" deyi-minin konulmasını; 2) Anayasaya, sınıf kavgasını kesin olarak önleyecek madde konulmasını; 3) Anayasaya Türk Bayrağı'nın ve İstiklâl Marşı'nın konulmasını; 4) Tabiî senatörlüğün kaldırılmasını, Demek ki, Türk Devleti'nin milliyetçi olmasını kabul etmiyor. Bunun mefhûm-ı muhalifi beynelmilelciliktir. Dünyada komünist ülkelerden başka beynelmilelci oldu-ğunu ileri süren devlet yoktur. Sınıf kavgalarını önleyecek maddeyi de istemiyor. Demek ki, sınıf kavgasını istiyor. Sınıf kavgası kimlerin şiarıdır? Türk Bayrağı ile İstiklâl Marşı'nın Anayasaya girme-sini istememek bunları günün birinde kolaylıkla değişti-rebilmek arzusundan doğar. Acaba sayın Bergüzar Türk Bayrağı yerine hangi bayrağı ve İstiklâl Marşı yerine hangi marşı düşünüyor? Bütün bunlardan sonra tabiî senatörlüğün kalmasını istemekteki sebep kendiliğinden ortaya çıkıyor: Tabiile-rin büyük kısmı aşırı solcudur.
Sayfa 222 - 223 Ötüken, 1972·Kitabı okudu
MAC adresinin özellikleri
MAC adresinin özellikleri 48 bitlik bir sayıdır → 6 çift hexadecimal (ör. A1:B4:C5:C1:67:AB). İlk 3 çift → Üretici kimliği (OUI) Son 3 çift → Cihaza özel benzersiz kimlik
Siber Kültür
Sıfır, o zamanki Başbakan Saraçoğlu Şükrü'ye yazdı-ğım ikinci açık mektupla fena halde sarsıldı. Parti grubunda da sert hücumlara uğradı. Hatta o gece sabaha kadar düşünüp sigara içmekten zehirlendi. Çünkü bir yandan "ah ebedî şef, millî şef diye dalkavukluk etmek, bir yandan da bu iki şefi nazmen hicvettiği için mahkûm edilen Sabahattin Ali'yi himaye etmek hiçbir suretle tevil olunur şey değildi. Bu darbeyle sersemleyen Sıfır ilk is olarak Sabahattin Ali'yi benim aleyhimde dâva açmağa kışkırttı. Arkasından da Boğaziçi Lisesi'ndeki öğretmen-liğime son verilmesi için bu lisenin müdürüne bir kâğıt yazdı. Sabahattin Ali, dâvayı Sıfırın ve Falih Rıfkı'nın kışkırtmasıyla açtığını gerek savcılığa, gerekse Orhan Şaik'e söylemiştir. Sabahattin'le olan duruşma sırasında, 3 Mayıs 1944 günü yapılan Ankara nümayişi, ona beklediği fırsatı verdi. Hem Türkçülüğün, hem de şahsımın düşmanıydı. Bir taşla iki kuş vuracaktı. Üstelik, nümayiş, hâdisesini istedikleri kalıba sokup anlatmak için iki de müttefik bulmuştu: Falih Rıfkı ve Ankara valisi Nevzat. Birincisi şahsen bana, ikincisi de Orhan Şaik'e düşman olduğu için birleştiler ve Türkçülere karşı bir Haçlı seferi tertip etti-ler. Öteki müttefikleri Sabit Noyon, Kâzım Alöç, Ahmet Demir, Cevdet Erkut, Yusuf Ziya Yazgan, Şinasi Turga (veya Tolga), Sait Köçek (veya Koçak) vesaire idi. 3 Mayıs 1944 nümayişini Devlet Reisine bir Nazi ihti-lâli şeklinde anlatanların başında "Sıfır" vardır. Çünkü Çankaya köşkünün davetsiz misafiri olduğu gibi polis tahkikatı yapıldığı sırada Ankara Valiliğine ve Emniyet Müdürlüğüne gelerek tahkikatla ilgilenen, hatta bazı sanıklara sorgu bile soran yine odur. Usul ve kanuna göre polis tahkikatı gizli yapılır. Ona kimse karışamaz. Böyle olduğu halde Sıfır bu işlere karıştı. Ve merhum reisi-cumhur başyaveri
Sayfa 172 - 173·Kitabı okudu
Reklam
Reklam