• Aşka teslim olmak cesaret ister...
  • Tahtadan yapılmış eski bir radyo vardı evimizde, çok dinlerdim bir vakitler.
    Sonra yeni yeni şeyler icat oldu.
    Ben değiştim, insanlar değişti.
    Bu değişim karakterlerimize, duygularımıza da yansıdı.
    İnsanoğlu pek kolay değişiyordu.
    Misal ayrı ayrı kaldırımlar da yürürdü sevgililer, korkudan. Bu korku heyecan katardı, biraz da hasret. Biliyorsunuz işte artık ne hasret kaldı ne de sevda.
    Pek tabii bir çok şeyi kolaylaştırır olmuştu bu yeni şeyler. Bir vakit sonra isteklerimiz arttı, bunlar olmayınca da pek asabileştik. Cezaevinde bir arkadaşım vardı, geçenlerde mektup yazdım. Nedendir bilmiyorum, yazarken heyecanlandım. Nasıl yazılır, nasıl başlanır söze kestiremedim.
    Oysa gizliden gizliye mektuplaşanları görürdüm, çok eskiden. Hiç sormayı akıl etmedim. Sormuş olsam, belki rezil olma duygusunu hissetmezdim yazarken.
    Bazı şeyler erişilmezdi, çok önceleri...
    Bunlara benim hayallerim de dahil.
    Sonra bizim eski radyodan bir ses duydum. Korktum birden, çocuktum çünkü o vakitler. Kıssadan hisse veriyordu ve ekliyordu;

    “İnsan en çok hayalleri gerçekleştiği anda yaşarmış hayal kırıklıklarını.”

    Başımdan aşağı bir tas sıcak su dökülür gibi oldu. Tas dedim bilmem hatırladınız mı? Ben küçükken her mahalle maçından sonra üstüm kirlenince annem bir leğende yıkardı. Kızdığını sıcak su döküp, kafama tasla vurarak belli ederdi. Sözü çok uzattım biliyorum. Her neyse bizim eski radyoyu buldum geçenlerde. Şansım var ki, hala çalışıyordu. Büyümüşlüğün verdiği rahatla sigaramı, çayımı hazır edip konuldum karşısına, açtım.
    Fakat duyduğum ses, anlatılanlar, o heyecan eskiyi hiç anımsatmıyordu. Kızdım. Kendimi çok kaptırmıştım oysa, yine aklıma geldi o lanet söz;

    “İnsan en çok hayalleri gerçekleştiği anda yaşarmış hayal kırıklıklarını.”

    Öyle ya daha önce de yaşamıştım bu duyguyu...
    Ve anladım ki, bu ne ilk ne de son olacaktı.
  • Okumaya başladığımda kitabın tek hikayeden ibaret olduğunu sanıyordum.O yüzden Menekşeli Mektubun ansızın bitmesine üzülüverdim.O kadar kaptırmıştım kendimi.Bir an için şu türküyü hatırladım.İlginçtir sayfa 74'te kitapta da burada söz biter şarkı başlar cümlesine denk geldim.
    https://youtu.be/iy8657e1-tY
    Sonrasında Hacca gidebilmek adındaki hikaye başladı.Bu hikaye de çok güzel. Beni alıp kutsal topraklara götürdü.Keşke bizler de Kadir kadar şanslı olabilseydik.Kutsal topraklara Arapların hakkıyla sahip çıkamayışına değiniyor ki haksız sayılmaz.
    Son hikaye ise Sarıkamış ile ilgili.Bu da çok güzeldi.Lakin bu faciada Enver Paşa'nın gafletini kabul etmekle beraber hani yakın zamanda fetöcü komutanlar pkklı teröristi vurmuyordu diye terörle mücadele hususunda mevcut hükümet müdafaa ediliyordu ya aynı şekilde Enver Paşa'nın sözünü umursamayarak bildiğini okuyan ve kendi insiyatiflerini kullanıp faciaya davetiye çıkaran bazı komutanların vebali de yenilir yutulur şey değil.-Hikayede de muhteris adamdır diye bahsi geçmiş zaten söz konusu şahısların.-
  • Herkese merhaba..inceleme kısmıyla pek ilgim alakam olmasa da bu kitaba inceleme yazmak istedim =)))
    zira emekciler,isciler,koyluler bizim isimiz ....
    Neresinden baslayıp nerde bitircem bilmiyorum .Ama burda biraz kopya ceken sinsi ogrenci kılıgına burunup sevgili Tuco 'nun izinden gitmeyi planlıyorum =)))) zohahahhahaha ..
    Suraya birkac KEY WORDS bırakayım...

    #mercimek
    #tarla
    #gunes
    #traktor
    Bunlar bizimle ilgili olanlar

    #elma
    #kamyon
    #grev
    #fakirlik (diz boyu olandan hani =)

    Bunlar da kitapla iligili kısım
    ---------------------------------------------
    Gel gelelimmm bunları cumle icinde kullanıp olan bitenle bagdastırmaya!!!!!!
    Arkadas hani koyde yasanır koylu olunur daa bu kadarı da fazla...Bizimkisi abartılı feodalite (bknz :Yozgat Koyluleri)

    Bizim buralarda gecim tarzı bellidir...Guzun eker yazın bicersin..

    Ne demis Asık Veysel " Kazma ile dovmeyince kıt verdi.."

    Uretim tarzı topraga dayalı..

    Okuyup kendini kurtaranlari saygı ile tenzih ediyoruz.. bizimkilerde mercimek,nohut,bugday iklimin kaldıracagı seyler ekiyorlar...Mercimek korkulu ruyamız...Oyle zorlar ki adamı ...hani imkan bulsan mercimek mevsimi denizasırı memleketlere kadar daha da donemezsin...biz de gelenegi bozmadık bu sene haddinden fazla zorlandik tarlada..eeeee EMEK'siz para kazanılmıyor...
    Tepede gunes altında biz un helvası gibi kavuruyor bizi ...
    Oyle sıcak oyle sıcak kii ici katkı maddesi dolu margarinler gibi eriyoruz ...En sonunda dayanamadik ...hayır orda orgutu toplum kurup isi greve goturcez..ama gel gor ki yapamıyoruz ucundaki babamız....

    Neyse efenimmmmm zar dedik zor dedik hergun traktorumuze binip tarlaya gittik isimizi hallettik cok sukur ...
    !!!!!!!!!!!!!!!
    Gelelim kitaptaki garibanlara...
    Onlarda bizden hallice..ac karnını doyurmaya calısıyor millett..
    Patron zalimm..
    Emek veriyorsun aldıgın karsılık hic niteliginde ...
    Biz mercimek isine daldıkkkk ..Onlarda mevsimi gelince elma toplamaya gidiyolar.. bir deli bir kuyuya tas atıyor kırk akıllida cıkarmaya calısıyor ..
    Bizim isguzarlar milleti orgutleyip greve goturuyor ...Elde silah yokkk kapitalistler tum guclere sahip..Yuregini ortaya koyuyor halk ..
    Kamyonunu,evini,bahcesini bu ugurda feda ediyorlar... Aldı basını gidiyor bir kavgaaa ..Kıyıdan koseden doktor, onder bir yerde orgutleniyorlar ..
    Mucadele son gazz ...Emekcileri doyurmak icin kız tavlayan mı dersin (inek ,domuz vs yiyecek bir seyler koparıyor )
    ..
    Posta kutularına mektup koyanlar miii ???

    Kan dokmeden devrim olur muuu ?
    Kan da akıyor mezarda kaziliyor ...

    Bu kavga boyle surup gidiyor ...kazan kim derseniz ...
    Kazanan Kapitalizm her zaman oldugu gibi...

    Birazda kitabin diline degineyim ...kitabı ikinci el almıstım ve yayınevi cok kotuyduuu ..Oyle kelimeler vardi ki birden kitaba Nasrettin Hoca kactı sandım (ye kurkum ye dunyası vardı bir yerde )
    bazi yerlede cevirmenin Yozgatlı oldugu kanısına vardım =))))) ( yel yeperek )
    ...
    Dili guzeldi ,ceviri kotu olsada...
    Ama sonu pek umdugum gibi bitmedi ...
    Belki biraz daha devam edebilirdi kitap..Farkli bir sonla bitebilirdi ...
    Esen kalın ..Kitapla kalın ..

    Kiraz Tadında okumalar a dostlar.. =)))
  • "Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. "
    Oğuz Atay
    Sayfa 385 - İletişim
  • Son umudum sende anlıyor musun ?

    Uzun yıllardır görüşmüyoruz ama kalbimin en derinliklerinde hep sen vardın Füsun. Belki geç gelen bir itiraf ama bunca yılımı sana daha fazla zarar vermemek için böylesine suskun, böylesine perişan geçirdim. Senden hiç bir şey istemedim ya da isteyemedim bugüne kadar, başka çarem kalmadı beni anlayabilir misin ? Peki ömrümün bu son dakikalarında yüce gönlünü bana açarsın, son isteğimi yerine getirirsin değil mi? Üstelik sadece kısa bir süre, en az bir yıl, mümkün olmaz mı?

    Son beş yıldır hayatımdaki en büyük değişikliği biliyorsun; Umut... Ona umut olmak hayatımın en büyük amacı oldu da görmedi hiçbir şey gözlerim. Artık benim için her şey bitti ama gözlerim arkamda kalıyor Füsun. Insanın bir ömrüne elinin kolunun bağlı olduğu, çaresizliğin dibine girdiği kaç an sığar bilir misin ? Belki çok kez fakat insan denen ... bir şekilde sıyırır kendini bu darboğazlardan, peki ya ben ... ben başaramadım. Kendime de hayatımdaki tek destekçim anneme de ömrümün en güzel yıllarını birlikte yaşadığım Umuduma da verdiğim sözleri tutamadım.
    Ah bilsen, senden başka güvenecek kimsem de yok ki.

    Onu ilk gördüğümde canavar gibi bir çocuktu, meraklı, heyecanlı, aykırı hem zehir gibi de bir zihni vardı. Az mı sıkıştırmıştı o gece beni yemek masasında; atomla, izotopla yetmedi kütle kanunuyla,olasılıkla, söz sanatıyla ... Hele ben bilemeyince büyüyünce bunlar bilinmiyor mu ya diyerek kocaman gözlerini açarak şaşırmış, kitap okur musun bari diye de alaylı sormuştu benden umudu kesmiş bir tavırla. İşte orda yakalamıştı beni. O gece en sevdiğimiz yazarın aynı olmasıyla tüm köprüler kuruldu da en yakın arkadaş olduk bilir misin? Yıllarca hep birleştirici gücüne inandığım Yaşar Kemal burda da kurtarmıştı beni.

    Senden isteyeceğim iyiliği kabul etsen öyle rahatlaycak ki ruhum.
    Ömrümde ilk kez inanacağım aksi olursa kemiklerimin sızlayacağına.
    Ah Füsun bu tertemiz çocuk öylesine şanssız gelmiş ki dünyaya. Gözleri önünde öldürülen anası için mi ağlasın, dört bir yana dağılan ve bir daha hiç göremediği kardeşleri için mi , yoksa küçük yaşta düştüğü yurtta her ağladığında yediği dayaklar, karanlıkta korku içinde geçirdiği geceler için mi ya da hiç başının okşanma hissini yaşayamadığı için mi isyan etsin hayata. Tam oldu derken yapamadım, yetişemedim bu kirli dünyada bir çocuğu tam olarak kurtarmaya. Elimi kolumu bağlıyor bu lanet hastalık. Işte bu yüzden önünde eğiliyorum , yalvarıyorum sana. Umudun ihtiyacı var elinden tutulmaya. İnan beni öylesine düşünüyor ki korkuyorum geleceğini karartmaktan. Dünyada güvendiği tek insanın artık olmayışı büsbütün öldürür umutlarını, hele oraya o cehenneme geri dönmesi fikri... daha hızlı öldürüyor beni.

    Yıllarca annemin ölmeden önce defalarca söylediği "bir ışık yak" cümlesini çok geç anladım biliyor musun? Ilk duyduğumda koşarak evin tüm ışıklarını yaktım da annemi memnun edemedim diye yüreğim kan ağlamıştı. Ne yapayım ben de çocuktum o zaman. Çınladı durdu beynimde yıllarca her bir cümlesi anamın. Ancak yıllar sonra annemin büyük özenle sakladığı fotoğrafların arkasına yazılmış küçük yazıları sökünce onu gerçekten anladım. Aydınlandım. "Bir ışık yak" diyordu annem. Her zaman tekrar ettiği 'aydınlat birilerini, yardım et, ihtiyacı olana koş... ' öğütlerinin şifresiymiş bu. Ve ben bunu Umudu bulduktan sonra çözdüm.
    Şimdi
    Şimdi tamamlanıyor sürem, başlıyor yolculuğum. Ve benim için her şeyin bittiği bu soğuk, hissiz odada; tüm kalbimi,tüm sevgimi,tüm hislerimi, tüm varlığımı gönderiyorum sana Umutla.
    Bir Umudum sende anlıyor musun ?

    ...
    Melih Kibar - Sessiz Veda
    https://youtu.be/rsUwajVpDSI