Jane eyre- kahve arası yorum
Kitabın sonlarına yaklaşmış olmama rağmen önümde hâlâ yaklaşık 50 sayfa var. Açıkçası gözlerim inanılmaz derecede ağrıyor ama buna rağmen okumaya devam ediyorum, çünkü artık hikâyenin nereye varacağını gerçekten çok merak ediyorum.
Buradan sonrası spoiler içerir.
Dürüst olmak gerekirse, olayların bu şekilde gelişeceğini hiç beklemiyordum. Sanırım kitabın neden bir klasik olarak kabul edildiğini de şimdi daha iyi anlıyorum. İlk başlarda kitaba karşı oldukça önyargılıydım ve bu yüzden değerlendirmem de farklıydı. Ancak sayfalar ilerledikçe fikrim değişmeye başladı. Aslında bu durum bana günlük hayatı da hatırlattı; bir şeyi tam anlamadan, yeterince tanımadan kesin yargılara varmamak gerekiyor. Ben de bu kitaba karşı tam olarak böyle davrandığımı fark ettim.
Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde birçok şey yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Fakat ilginç olan şu ki, son 50 sayfaya gelmiş olmama rağmen hâlâ tam anlamıyla çözülen bir şey yok. Hikâye tüm hızıyla devam ediyor ve sanki burada bitmeyecekmiş hissi veriyor. Hatta bana kalırsa bu hikâyeden rahatlıkla 100-200 sayfa daha çıkabilirmiş. Bu yüzden kitabın neden bu kadar erken sona ereceğini anlamakta zorlanıyorum.
İngiliz romanlarında sıkça karşılaştığım bir durum bu. Her şey gelişip büyürken yazar son birkaç sayfada büyük bir olayı ortaya atıyor ve ardından hikâye bir anda bitiyor. Oysa ben mutlu sonun sadece son iki sayfada söylenmesini değil, okura biraz yaşatılmasını tercih ederim. Karakterlerin hayatlarının nasıl devam ettiğini görmek isterdim. Bu yüzden finalin daha erken hazırlanması gerektiğini düşünüyorum ve bu durum benim için puan kırdığım noktalardan biri oldu.