Yitirilmemiş bir coşku taşıyordu genç insanlar ve bir gün Filistinli oluyorlardı, ertesi gün Afganistan, sonra Eritreli, Keşmirli. Yeryüzünü sımsıcak bir samimiyetle dolaşıp, evrensel şiarı seslendirirken, bir türlü kendi memleketimizin havasını soluyamıyorduk. Bir türlü içinden çıkamadığımız bir çelişkinin çaresiz aktörleriydik. Emek sömürüsünün, düşünce suçunun, şiddetin, sokak insanlarının kol gezdiği bir ülkeye sağır kalıyorduk ve gitgide parçası oluyorduk zulmün.
Evrenselliğin ilk basamağında düşüyorduk daha.