Hayatımızda keskin bir dönüşüm yaratan felaketlerin temelinde hep aynı şey vardır: birini kaybetmek. Birini kaybettiğimiz de eskiyi geri getirmeye çalışmak boşunadır,doğru olan açılan büyük boşluğu yeni bir şeyle doldurmaya çalışmaktır. Teorik olarak her kayıpta bir hayır vardır,pratikte ise kayıplar insana Tanrının varlığını sorgulatır ve kafada bir soru doğurur: bunu hak ettim mi?
Oysa seyahat etmek para değil cesaret işidir. Hayatımın büyük bir kısmını hippiler gibi dünyayı dolaşarak geçirdim... bence gençliğimin en güzel yıllarıydı onlar- yarı aç yarı tok dolaştığım, tren istasyonlarında uyuduğum dil bilmediğimden derdimi anlatamadığım, gece başımı sokacak bir yer bulmak için başkalarından medet umduğum yıllar.