İlk kitap gibi betimlemelerle dolu olacagindan korksam da neyse ki korktugum basima gelmedi.
Gecen İsil ile konusurken bana demisti ki ikinci kitapta Valeri'nin ne kadar intihara meyilli oldugunu goruceksin. Cok fazlasiyla gordum hele bir sahne vardi ki... okuyanlar icin soyle soyleyeyim Songur'un sahit oldugu ve onu bile korkutan bir sahneydi. O kadar uzuldum ki Valeri'ye o sahnede ona sımsıkı sarilmak istedim...
Ucu okumadim daha ama benim icin serinin en sevdigim kitabi su anda bu. Songur'u sevecegimi dusunuyordum ama deli gibi asik olacagimi tahmin etmemistim. Songur'un her konudaki yaklasimi o kadar hosuma gitti ki. Kimseye guvenmeyip Valeri'ye guvenmesi, ne isterse acik acik soylemesi, istekleri hakkinda net olusu, Valeri git dese bile aslinda gitmesini istemedigini anlamasi ve gitmemesi, birbirlerinden uzak duramayislari ve bence en onemlisi Valeri'ye karsi bu kadar sabirli olmasi... Asiri hosuma gitti.
Okuyanlar belki Valeri'nin gel gitlerine sinirlenmistir ama ben hic sinirlenmedim. Valeri'yle o kadar ayniyiz ki resmen aynadaki yansimam gibi. Korkulari, yalnizliklari ozguvensizlikleri vs. Okurken kendi dusuncelerimi hislerimi okuyormus gibi hissettim o yuzden daha derin bir bag kurdum hem kitapla hem Valeri'yle.
Cok guzel sahneler vardi ayrica o kadar tatli bir cift oldular ki yani yemek istiyorum onlari ciddi anlamda ya. Bazi yerlerde yapilan imalar ve yasanacak olan ayriliktan o kadar korkuyorum ki... Sonunda kavusacaksak eger ayriliklarini okumaya dayanabilirim ama diger turlusune dayanamam sanirim. Umarim Hazel bize acir...