''Sormadım. Hiçbir soru sormadım. Denizde de soru sorulmaz.
Bazı deniz kurallarının karlı dağ başlarında ya da susuz çöllerde de geçerli olacağını hiç düşünmemiştim.''
''İhtiyar kitapçı, Sizi ilgilendireceğini umduğum birkaç kitabım daha var, ne yazık ki, onlar bizim dilimizdendir, dedi.
Benimle, benim dilimde konuşuyordu. Demek onun bir başka dili vardı. Öz dili. Ana dili.
Sizin diliniz hangisi? dedim.
Güldü.
Sizin bilmediğiniz.
Ama benim bilmediğim o kadar çok dil var ki, dedim.
Onlardan biri, dedi.''
''Yalnızdım.
İçimde büyüyen boşluğun içinde yalnızdım.
Mide bulantım içinde yalnızdım.
İnceden bir yağmur başlamıştı.
Kafama, yüzüme düşen yağmur taneleri kızgın bir demire düşer gibiydi.
Cız! Cızz! Cızzz!''