İlk romanım Tesis okuruna emanet. Bildiğiniz gibi bu ilk roman dosyam 2021 Tanpınar Edebiyat Ödüllerinde mansiyona layık görülmüştü. Artık kitaplaştı ve kendi yoluna çıktı. Kitapçınızdan da ısrarla isteyebilirsiniz, aşağıdaki linklerden de temin edebilirsiniz.
yeniinsanyayinevi.com/kitaplarimiz/tesiskitapyurdu.com/kitap/tesis/621...
Bir gün onunla yolunuz kesişirse kitabın 1000k sayfasında buluşalım :)
İlk romanım Tesis okuruna emanet. Bildiğiniz gibi bu ilk roman dosyam 2021 Tanpınar Edebiyat Ödüllerinde mansiyona layık görülmüştü. Artık kitaplaştı ve kendi yoluna çıktı. Kitapçınızdan da ısrarla isteyebilirsiniz, aşağıdaki linklerden de temin edebilirsiniz.
yeniinsanyayinevi.com/kitaplarimiz/tesiskitapyurdu.com/kitap/tesis/621...
Bir gün onunla yolunuz kesişirse kitabın 1000k sayfasında buluşalım :)
Melisa Parlak öykülerimizle birlikte yer aldığım Tepetaklak Öyküler zamanından itibaren kalemini bildiğim bir yazar arkadaşım. Öncelikle onun yazarlığındaki gelişimi görmek beni çok sevindiriyor.
Kitap daha ilk öyküden farklılığını belli ediyor. Beni özellikle Youtube kanalımdan takip edenler ya da öykülerimi okuyan arkadaşlar iyi bilirler ki "farklı" kavramını hakikaten hakkını veren eserler için kullanırım. "Erkek Reyonu" adlı distopik metinin daha ilk sayfasında şu şekilde ifadeler var:
"Erkeksiz olmaz kızım. Her eve bir tane lazım. Bir tane beğenelim alıp çıkalım. Ne kendini ne de beni yorma daha fazla." s. 5
"Annesi, şişme bebeklere benzeyen sönük demoların dokusuna yakından bakarken, Nefes dikkatini mağazanın diğer tarafındaki kadın reyonuna çevirmişti." s. 5
Alıntılardan da görülebileceği üzere cinsiyet kavramı üzerinden bir distopik öyküyle karşılaştığımızı görebiliyoruz. Cinsiyet sorunları kitap genelinde de devam ediyor. Farklılığı yaratansa yazarın başarılı distopya kurguları oluşturabilmesinde yatıyor ki bunu yapabilmek hiç de kolay değil. Yani aslında gayet bildiğimiz ve hep birlikte toplumsal olarak yaşadığımız problemler hayalin uçsuz bucaksız evreninde gelişip kurmacanın kendi gerçekliğinde metne dökülüyor. Kitapta ağırlıklı olarak cinsiyet sorunlarıyla ilişkili distopik diyebileceğim öyküler olsa da salt bundan da ibaret değil. Özellikle kitaba adını veren ve sonda bulunan "Avunma Mekanizması" adlı öyküde de çocuklarla suçluluk duygusu üzerinden muazzam bir anlatımla karşılaşıyoruz.
Kısacası yazarın kıvrak bir zekası var ve kitap boyunca da soyadı gibi parlak kalemini fazlasıyla gördüm. İşin güçlü içerik kısmını atladığımızda dil açısından da yazar gayet başarılı. Dildeki akışkanlık bozulmuyor, anlatım gayet pürüzsüz bir şekilde