“Yaratılmamış olanı anlaman için önce yaratılmış olan ile kastedilen şeyi bilmen yerinde olur. Bir dokumacı için yaratılmış olan kumaş iken, yaratılmamış olan ipliktir. Çünkü onun yarattığı şey iplik değil,kumaştır. Ama bu kez iplikçi için durum farklı görünüyor. Çünkü o, yünü eğirip ipliği bükerken,yüne yaratılmamış olan ipliğe de yaratılmış olan diye bakar. Oysa ipliğe dokumacı yaratılmamış olan diyordu. Şu halde, üzerindeki elbisenin kumaşı, onu diken terzi için yaratılmamış olandır.”
“Bu duyguyu tanımlamak güçtü. Sevgiyle nefret arası bir şey,belki de her ikisiydi. Ama herhalde en doğrusu,insanoğlunun o güne kadar hissettiği bütün duyguların bir karışımı,bir çamuruydu.”
“Ona göre hayat ,artık,insanın büyük bir eğlenceyle çok şey öğrendiği bir oyundu ve içinde herkesin yaşamaktan korktuğu şu dünya,gerçekten en eğlenceli oyuncaktı.”