Puan vermedi·296 syf.·
2026 50. kitabı
Vücudumun atomları bir arada durdukları sürece sana doğru koşacak. Ama ben onları tutan bağı çözüyorum, kendi irademle çözüyorum. Çözüyorum, çıkıyorum. Olabilir, belki tekrar bağlanırım, ama bir daha asla bu şekilde değil. Avrupa'da bir sessizlik hakim. Sessizlik gergin ve tuhaf. Bir şeyin yavaştan ayak sesleri geliyor. Toplumda yaşanan değişim bunu anlatıyor... Bu değişim sanatçı ve bohem çevrelerde başlıyor ilk kez. İşte böyle bir hava hakim Avrupa'da. Hitler'in yükselişi Avrupa'da kulaktan kulağa yayılıyor. Endişe ve bilinmezlik bütün Avrupa'yı sarıyor. Klaus Mann bu süreci Gregor, Sonya, Massis, ve Do gibi entelektuel çevreye mensup kişilerin bakış açısından anlatıyor. Karakterler bambaşka hayatlar yaşasa da bir yerde hepsi birbirine bağlı. Yaşamın zorluğu, belirsizlik, hiçlik bu karakterlerin ortak özelliği. Kitapta yer alan Gregor karakteri aynı zamanda Klaus Mann'ın Mephisto romanındaki karakterin öncülüğü. İlk otuz sayfada kitabın içine girmek zor. Ondan sonra olaylar birbirine bağlanıyor. Sabır isteyen bir metin. Durgun ama çok iyi tespitlerin olduğu cumleler var. Herkes sever mi? Sanmam..Okumak isteyenlere iyi okumalar
Sonsuzda Buluşulan NoktaKlaus Mann · Everest Yayınları · 202316 okunma
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
Suç ve Ceza Dostoyevski’nin en çok bilinen romanlarından biridir. Roman yazıldığı dönem olan 1800’lü yıllardan günümüzü kadar en çok tartışılan konuyu işler “Toplum için suç işlenebilir mi?” Ana karakter Raskolnikov biri bir kişiyi öldürdüğünde bunun ayıplanması gereken bir suç olduğunu ama Napolyon biri gibi büyük bir gaye uğruna yüz binlerce kişiyi öldürünce bunun bir kahramanlık sayıldığını fark eder. Bunu sorgular ve bir sonuca varır. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradanlar ve olağan üstüler. Sıradanlar uysal, otoriteye boyun eğmiş, sistemin küçük bir dişlisi olan insanlardır. Onların büyük gayeleri yoktur. Ama olağan üstüler, onlar faklıdır. Onların büyük gayeleri vardır. Onlar otoriteye boyun eğmezler. Onlar bu bozuk çarklı sistemi düzeltecek olan insanlardır. Onların gayeleri uğruna suç işleme hakları vardır. Raskolnikov da bu fikirden yola çıkarak zengin ve kötü bir kadın olan. Topluma hiçbir faydası olmayan tamimiyle bireysel çıkarlarını gözeten tefeci kadını öldürmeye kara verir. Bu adete toplum otoritesine karşı bir başkaldırıdır. Herkesin göz yumduğu adaletsizliğe, kötülüğe, sınıf eşitsizliğine karşı elindeki baltayı savurur Raskolnikov. Ama hissetmesi gereken duyguları hissetmez. Onun gibi bir olağan üstü insan yaptığı şeyden onur duymalı ve diğer insanlarında onu takdir etmesini sağlamalıdır. Herkese kanlı baltasını göstererek bakın görüyor musunuz gücü elinde tutan bir haşereyi daha yok ettim büyük bozuk çarkı düzelttim demelidir. Ama o bunların hiçbirini yapamaz. O korkar. O kadar korkar ki artık kanlı olan baltasını tekrar savurur ama bu sefer toplumun çıkarı için olan büyük gayesi uğruna değil kendi bireysel çıkarı uğruna. İşlediği korkakça suçu örtmek için. Masum birini öldürür. O zaman anlar Raskolnikov kendisinin olağan üstü olmadığını. Aslında hep
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·80 syf.··
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:56
Vanya Dayı , Rus yazar Anton Çehov tarafından 1890'ların sonunda yazılmış, modern tiyatronun en önemli eserlerinden biri kabul edilen bir oyundur. İlk bakışta sakin bir taşra yaşamını anlatıyor gibi görünse de, derinlerinde boşa harcanmış hayatlar, gerçekleşmeyen hayaller ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşması yer alır. Oyun, kırsaldaki bir çiftlikte geçer. Vanya, yıllardır eniştesi olan Profesör Serebryakov'un mülkünü yönetmektedir. Ancak profesörün genç ve güzel eşi Yelena ile çiftliğe dönüşü, evdeki dengeleri bozar. Vanya, Yelena'ya âşık olur; doktor Astrov da aynı duyguları paylaşmaktadır. Bu sırada Vanya, hayatının en verimli yıllarını profesör için harcadığını fark ederek büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Oyunun merkezindeki tema budur. Vanya, yıllarca çalışmış olmasına rağmen yaşamının anlamını sorgular. Çehov, insanların çoğu zaman hayallerini ertelediğini ve sonunda pişmanlık duyduğunu gösterir. Karakterlerin hemen hepsi ulaşamadıkları hedefler veya karşılıksız aşklarla mücadele eder. Bu durum esere melankolik bir atmosfer kazandırır. Doktor Astrov'un ormanların yok edilmesine dair görüşleri, dönemi için oldukça ileri fikirlerdir. Çehov, çevre sorunlarına dikkat çekerek insanın doğaya karşı sorumluluğunu vurgular. Oyundaki aşk ilişkileri çoğunlukla karşılıksızdır. Karakterler birbirlerine yaklaşmaya çalışsalar da gerçek bir mutluluk yakalayamazlar. Karakter Analizi Vanya: Hayatını başkaları için harcadığını düşünen, öfkeli ve kırgın bir karakterdir. Yelena: Güzelliğiyle dikkat çeker ancak kendi yaşamından da memnun değildir. Astrov: İdealist, zeki ve çevreye duyarlı bir doktordur. Oyunun en ileri görüşlü karakterlerinden biridir. Sonya: Sabırlı, fedakâr ve çalışkan bir genç kadındır. Oyunun sonunda söylediği sözlerle umut temasını temsil eder. Çehov'un en
Vanya DayıAnton Çehov · Kitap Zamanı Yayınları · 201111,5bin okunma
10/10
·894 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:14
·
Suç ve Ceza’yı yeniden satır satır düşündüm. Dostoyevski’nin bu eserde yaptığı şey, sadece bir edebiyat klasiği yazmak değil; insanın en karanlık, en kimseye itiraf edemediği köşelerine muazzam bir ayna tutmak. Kitabın başındaki Mazlum Beyhan imzalı o önsözü okurken de bendeki taşlar iyice yerine oturdu. İnsan bu romanı bitirip masaya koyduğunda, ister istemez derin bir sessizliğe gömülüyor. Genelde dışarıdan bakıldığında roman, yoksul bir öğrencinin işlediği cinayet ve sonrasında yaşadığı vicdan azabı gibi görünür. Ama hikayenin özü bundan çok daha derin. Karşımızdaki Rodion Raskolnikov, sıradan bir hırsız ya da cani değil. Aksine, dürüst, etrafındaki haksızlıklara ve toplumsal adaletsizliklere karşı içi nefretle ve öfkeyle dolu, düşünen bir genç. Gel gör ki, Petersburg’un o tabut gibi daracık çatı katı odasında, yalnızlığın içinde boğulurken kafasında tehlikeli bir teori büyütüyor. Kendine şu can alıcı soruyu soruyor: "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı?" Tarih boyunca Napolyon ya da Muhammed gibi olağanüstü liderlerin, insanlığın önünü açmak adına mevcut yasaları ve ahlakı çiğneme hakkı olduğuna inanıyor. Kendisinin de o "sıradan" insan yığınından değil, bu kuralları yıkabilecek "olağanüstü" azınlıktan olup olmadığını kanıtlamak için o tefeci kadını öldürüyor. Yani cinayeti paraya sıkıştığı için değil, tamamen bu fikri denemek için işliyor. Fakat Dostoyevski, teoride kusursuz duran bu bireysel üstünlük fikrinin hayata, yani insan vicdanına çarptığında nasıl paramparça olduğunu gösteriyor. Raskolnikov cinayetten sonra adaletten ya da polisten kaçmıyor; asıl kendi vicdanından kaçmaya çalışıyor. Kendi yarattığı o kibirli düşünce, onu toplumdan, ailesinden ve sevdiği herkesten koparıp yaşayan bir ölüye dönüştürüyor. Romanın geçtiği Petersburg atmosferi de bu ruh halini
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2026 14. kitabı
....okudum bitti... Vanya ve yeğeni Sonya yurktluklarinda çok çalışan dayı yegen... Sonya'nin annesi vefat etmiştir ve babası genç ve oldukça güzel kadınla evlenmiştir... Profesor olan baba yurtluga dönünce işler biraz karışır ve düzen bozulur...
Vanya DayıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201611,5bin okunma
Suç ve Ceza Üzerine
Puan vermedi·704 syf.··
2026 2. kitabı
(spoiler içerir) Suç ve Ceza, okurken beni sürekli ikileme düşüren, şaşırtan, kızdıran, yer yer heyecanlandıran ama bir o kadar da duygulandıran; suç ve suçlu kavramlarını sorgulamama neden olan bir kitaptı. Kitap boyunca Raskolnikov'un o küçük, eski ve perişan odasında sanki onunla birlikte yaşıyormuş gibi hissettim. Onun pişmanlıklarını ve vicdan azabını hissederken, aynı zamanda bu suçu işlemesine neden olan teorisini de sürekli sorguladım. Dostoyevski, Raskolnikov'un iç dünyasını öyle ayrıntılı bir şekilde yansıtıyor ki okur olarak onun zihnindeki çatışmaların bir parçası hâline geliyorsunuz. Beni en çok etkileyen şeylerden biri de Sonya ile kurduğu bağ oldu. Kitabın başlarında geçen “İnsanın gidebileceği en azından bir yeri olmalı.”düşüncesi aklımda kalmıştı ve kitabın sonlarına doğru Sonya'nın, Raskolnikov'un gidebildiği tek yer olması etkileyiciydi. Raskolnikov'a göre ikisi de birer suçluydu ve ikisi de bu yolu kendileri seçmişti. Onun gözünde Sonya da kendisi gibi toplumun çizdiği sınırların dışına çıkmıştı. Bu düşünce beni uzun süre düşündürdü. Çünkü bir yandan seçimlerinden sorumlu görünen insanlar vardı, diğer yandan onları bu seçimlere sürükleyen yoksulluk, çaresizlik ve yalnızlık. Kitapta beni en çok düşündüren sorulardan biri de şuydu: Eğer Raskolnikov o gün yalnızca yaşlı tefeci kadını öldürse ve Lizaveta olay sırasında oraya gelmeseydi, toplum bu suça aynı şekilde bakar mıydı? Raskolnikov'un “olağanüstü insan” teorisi bu durumda daha mı ikna edici görünürdü? Bana göre Lizaveta'nın ölümü, olayın ahlaki boyutunu daha da ağırlaştırıyor. Ancak şu da bir gerçek ki Raskolnikov'un teorisi baştan itibaren hatalı ve eksikti. Çünkü teorisinde tanımladığı olağanüstü insanlar bir suç işlediklerinde herhangi bir suçluluk duygusu ya da vicdan azabı hissetmiyorlardı.
Duygu ve Düşünce
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma