Yani birbirimizde ruh ikizimizi bulmuş veya bizi birbirimize bağlayan, derin izler bırakan travmalar geçirmiş değildik – hep aynı yerlerdeydik sadece, aynı şeyleri yapıyorduk, dolayısıyla birbirimize arkadaşça davranmak işimize gelmişti.
O iyi vakit gerdiğini ispatlamak gibi bir görevi varmışçasına kokteylleri ardı ardına yuvarlarken ben içimdeki onun ölmesini dileyen kaltağı susturmak için içiyorum.
Bir insanın ölümünün mutsuzlığa sebep olmasına izin vermememiz gerektiğine inanıyorum. Bunun nedeni basittir: Ölen herkesin mutsuzluğa neden olmasına izin verirsek bu, insanların mutsuz olmak için doğduğu anlamını taşır. Oysa doğru olan bunun tam tersidir. İnsanlar daima mutlu olmak için doğar.