Yeni bir kitap ile geldim Günahkârın Oyunu
Yeni bir mafia darc romance serisi'nin ilk kitabı ile açılış yapmış bulunmaktayız.
Tek kitap olarak okunabilecek olan ama bayağı uzun olacak bie seri. Başka bir deyişle Neva altaj'ın Kusursuzca kusurlu serisinin bir benzeri.
Karakterler yada olay örgüsünün bu seri ile hiç bir alakası yok. Sadece o seriyi okuyanlar bunu da seveceklerdir. Ve o seri de mafia kelimesi yerine Bratva kullanılıyor.
Bizim ana erkek karakterimiz Yunan mafia lideri. Teşkilât diye bir topluluk var. Ve bu toplulukta her şehrin bir mafia lideri var. Hatta bu mafia liderlerinin arasında Türk mafia lideri bile var.
Adı Gabriel Demir kendisi Türkiye'nin mafia lideri oluyor. Bunun gibi bir çok şehrin daha mafia lideri bu teşkilât topluluğunda bulunuyor. (Çok mafia dedim biliyorum sorry)
Tahminlerim doğruysa eğer biz bu uzun olacak seride, her kitap da bu teşkilât grubunda mafia liderlerinin hayatlarını okuyacağız. Şimdiden gözüme kestirdiğim bir tane mafia lideri var. Onun hayatını okumak için sabırsızlanıyorum.
Arka Kapağı:
TEK KİTAP OLARAK OKUNABİLECEK UZUN SOLUKLU YENİ BİR YUNAN MAFYASI ROMANI
Babamı kaybettikten sonra annem, eski mafya lideriyle evlenince Yunan mafyasının lideri üvey abim oldu. Nikolas Stallioulis, hayatıma dair planlarımı bozmaya kararlıydı. Merhametsiz biri olarak nam salan bu adam, evimin duvarları arasında güvende kalmak istememe neden oluyordu.
Yeraltı dünyasının karanlık sularında çırpınırken bir çıkış yolu bulmaya kararlıydım. Hedefim bir film yapımcısı olmaktı ve hiçbir şeyin ya da hiç kimsenin yoluma çıkmasına izin vermeyecektim.
Ama Nikolas her zaman etrafımdaydı. Oyunu onun kurallarına göre oynamamı istiyordu.
Aramızda bir çekim var mıydı derseniz...
Kesinlikle.
Kaba, talepkâr ve hayatımı cehenneme çevirmeye karadı bu
Herşeyden önce eğer benim gibi kitabın kapağına bakıpta, bir romantik fantezi kitabı okuyacağınızı sanıyorsanız, sanmayınız efenim o tamamen bizim kendi yanlış algımız.
Olaylar hiç ama hiç öyle değil. Hatta kitabın yarısında “eee ben bunun için başlamadıydım bu kitaba” deyip bırakmayı bile düşündüm. Ama yazarın kaleminin akıcılığından ve merağımın beni rahat bırakmayacağını bildiğimden okumaya devam ettim.
Tek derdi ailesinin ve köylülerinin aç karınlarını doyurabilmek olan saf ve masum bir çiftçi kızı olan Wei nin, saray ortamına, entrikalarına, komplolarına ve diğer tüm berbat şeylerin ortasına bilinçsiz bir şekilde düşmesini, her düşüşünde de ısrarla ve inatla yeniden kalkmak için kendi benliğini söküp söküp tekrar dikmesini ve sonuçta da artık saf ve masum olmayan ama güçlü ve akıllı olan bir Wei yi inşa edişini okuyoruz.
Asya kültürüne aşina olanların çok iyi anlayabileceği hatta gözünde net bir şekilde canlandırabileceği bir kitaptı bence.
Canavar olarak doğmamış, şartların ve kişilerin onu canavarlaştırdığı Terren hakkında ise ne düşünmem gerektiğini bilemiyorum.
Başlarda bende herkes gibi ona çok kızdım, hatta nefret ettim ama okudukça da onu gördüm, anladım, hissettim, üzüldüm ve sonunda da kahroldum.
Şunu bir netleştireyim, kitabı gerçekten sevdim ve beğendim.
Kurgusu, işlenişi ve akışı çok güzeldi.
Verdiği alt, üst, iç mesajların hepsi çok anlamlı, değerli ve önemliydi.
Kitabı iyi ki okudum da diyorum ama kitaba tamamen farklı bir beklentiyle başladığım için okurken bulduğum şeylere olan şaşkınlığımı da bir türlü üstümden atamıyorum.
O yüzden de sanırım kitaba karşı olan coşkum ve hevesim başkalarına göre biraz düşük kaldı.
Aşırı uzattım sorry, yani demem o ki ;
Doğru beklentiler sizi olası hayal kırıklıklarından korur.;)
The Vegetarian
I have read a most staggering and profound book. I don't want to give spoilers, but I want to mention how this book affected my feelings and my thoughts about society. South Korean author Han Kang writes this book from three different perspectives. She criticizes the traditional and patriarchal society of South Korea.
At the beginning of the book, Yong-hye's husband tells us about his wife. He describes her as an ordinary woman with nothing special about her. One day, Yong-hye has a nightmare and decides never to eat meat again. This causes a major conflict within the family. Her father hits her, and for this reason, she attempts suicide. Later, her brother-in-law takes her to the hospital. Due to the Mongolian spot on Yong-hye’s back, he becomes obsessed with her and sleeps with her. His wife catches them; consequently, both of them are taken to psychiatric clinics.
Yong-hye consistently refuses to eat meat and begins to think of herself as a tree. Her sister feels sorry for her, yet on the other hand, she has been unhappy since her own marriage. Yong-hye believes that eating meat is related to violence. Society, her family, and her husband all want to take control of her life and body. Yong-hye maintains a silent resistance against South Korea's traditional and patriarchal society. At the same time, she wants to transform from an animal into a vegetal entity.
This book is about how people defy societal norms to find freedom. The Vegetarian is not just a book about diet; it is a story that depicts a person's desire to be one with nature.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Açıkçası beklediğim gibi bir kitap çıkmadı. Profesyonel motor sporcularının hayatını okuyacağım sanmıştım ama kitapta toplam motor kelimesi ya da sahnesi 5i geçmez.
Başlangıçta da düşmanlıkları iyi başlamıştı, güzel haşmetli bir tension vardı aralarında ama bu da o kadar kısa sürdü ve o kadar tatmin etmedi ki kursağımda kaldı hepsi. Biraz slow burn olmasını isterdim sanırım, bir 100 sayfa daha düşmanlıklarını okusak daha iyi olurdu. Hatta başta okurken sdby'e çok benzettim, onun gibi bir şey okuyacağımı düşündüm ama onun yanından bile geçmez, sorry yani, benden düşük aldı maalesef :((
I wouldn't recommend this book. Just wasting time...
Either he doesn't know what he's saying, or I just couldn't fully understand what he was trying to say. Sorry.
Helllooo
Dört günde bitirdiğimdiğim bur kitapla sizinleyim . Bu uygulamadaki. Ikincu Incelemem.
All Saints Lisesi serisinin ilk kitabı Serseri Prens'i geçen hafta bitirmiştim. Daira ve Penn'i okimak keyifliydi ama ben en çok o kitapta Knight'ı srvmiştim. Iyi bir atkadaş ve iyi bir insandı bence ve orda Luna ile olan hikayesini Daira kısaca anlatmıştı ve bu ilgimi çekmişti . Seri sanırım 4 kitaptan oluşuyor her kitapta fatklı bir kahramanımız var. Ben biraz üç kağıtçılık yapıp Lmight'ın kitabı hangidi diye bakmış plabilirim . Sorry.
Yaxarın yazım diline aliştiğım icin ilk kitap gibi içine gitmem zaman almadı .
Hikaye güzeldi . Ne kadar setseri ve piç gibi gözükse de knight'ın kalbi pamuk şeker gibi . Yaptığı hatalar da hep bu yüzden zaten . Yine en sevdiğim şey kusursuz hiç bir karakterin olmamasıydı. Spoiler vermek istemiyorum ama nahoş pek çok sey oluyor.
Knight ve Luna'nın iliskilerri 150 sayfa boyunca yanlış anlasılmalar yüzünden başlayıyor bu kısım yorucuydu . Şahsen ben erkek olsam Luna'yı pek çekemezdim .
Daira'nın ilk kitaptan sonra karakterinin gelişmesi hoşuma gitti . Beni çok şaşırttı.
Knight'ın bir kızı kırdıktan sonra onun etraftaki insanlar tarafından zorbalık yaşamasını engellemek için yaptığı sey ve özrüde çok tatlıydı.
Rosie ve Dean 'in geçmisini pkumayı isterim (Knight'in ianne ve babası.) Yayın evine açık çağrım hghghg. Rosie iyi bit anneydi ve yaptikları beni duygulandırdı. Knight'ın anmesi olduğu çok belli .
Luna için pek bir şey demedim farkındayım çünkü bazı yerlerfe anlasam bile kimi zaman hareketlerini mamasız buldum . Özrllikle başlarda . Ama knight'ı reddetmese kitabı okuyamazdık hghgjjkhff.
Serinin diğer kitaplarını okirmuyum ? Şuan okumam . 3. Kitap Vaughn (bu isim nasıl okunuyor ? Yazar çok mu aramış acaba?) Hakkındaymış . O
Yaralı ŞövalyeL. J. Shen · Olimpos Yayınları · 2023376 okunma