"Siz daha doğmadan karanlık bir dünyaya mahkûm edilmiş olsanız, buna boyun mu eğerdiniz yoksa aydınlığa kavuşmak için çabalar mıydınız?"
Kitap, bodrum katına sıkıştırılmış bir yaşamın öyküsünü anlatıyor.
"Hayalleriniz, umutlarınız, aydınlığınız bir kavanoza kapatılmış olsa"...
Geçmiş de yaşadıkları olaylardan kaçmak isteyen bir aile, kendilerini tamamen dış dünyadan soyutlayarak bir bodrum katına yerleşir. Bu kulağa ufak bir taşınma gibi gelmesin, tamamen hayatları değişen insanlar için ilerleyen günler pek de kolay olmayacaktır. Peki burada gözünü açan, geçmişten haberi dahi olmadığı hâlde, bedelini ödemek zorunda kalan çocuk ne yapsın? Tabii, masumdur çocuk aklı. Karanlıktan sıkılmış, kendi aydınlığını arayan hikaye başrolümüz (ki kitap içerisinde tek bir isim bile bulunmamakta) umudunu, gerçek dünya ile hapsolduğu bodrum katı arasındaki ufak delikten çıkıp geliveren "ateş böceklerinin ışığında" bulur.
...
Bak mesela oturalım şöyle karşılıklı bağdaş kuralım, anlatayım sana şu içimi parçalayanları. Dinle, ama sakın diğerleri gibi yapma anla beni. Sarıl bana, saçlarımı okşa, gözyaşlarımı sil, ellerimi tut.
Dinle beni, lütfen anla beni.