Puan vermedi·128 syf.··
2026 40. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:22
Hayatı nerede sorgulayacağımız hiç belli olmuyor. Mesela kahramanımız işlerinden bunalıp tatile çıkacaktı ki yol kapalıymış, farklı eski yollardan gide gide kayboldu ve ismi dünyanın kıyısındaki kafe olan o kafeye girdi. Menüde yiyecekler kısmı bittikten sonra 3 tane soru onu bekliyordu. 1) Neden buradasın? 2) Ölümden korkuyor musun? 3)Halinden memnun musun? Tabii bir de menünün başında takıldığı yerler için garsondan bilgi alabileceği detayı da vardı. Bizim tuhaf tarafı garson da kafenin sahibi de John'un düşüncelerini okur gibi cevaplar veriyordu. Bu esrarengiz kafede kahramanımızla beraber biz de burada ne yapıyoruz, neden buradayız diye sorgulamaya başlıyoruz. İncecik bir kitap akıcı dili ile hemencecik bitiyor, bizi de bir kenarda düşüncelerimizle baş başa bırakıyor. O halde önce John hayat sorgulasın sonra sıra bizde. Okumak isteyen herkese tavsiyemdir
1000Kitap
Dünyanın Kıyısındaki KafeJohn Strelecky · Pegasus Yayınları · 20211,207 okunma
hız haz ayartı çağında bilinç nerede?
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
David J. Chalmers ’ın "bilinç gizemdir" dediği yerden Yuval Noah Harari ‘nin "bilinçsiz zeka dünyayı yönetiyor" dediği yere geldik. Orada ipotek başlıyor. 1. Dikkatin ipotekli Ortaçağda kilise "ne düşüneceğini" kontrol ederdi. Bugün algoritma "neye bakacağını" kontrol ediyor. • TikTok açıyorsun, 3 saat sonra fark ediyorsun. • Instagram sonsuz scroll. Dopamin kredisiyle seni bağlıyor. • Bildirim = minik faiz. Dikkatini çekip geri ödettiriyor. Yuval Noah Harari ‘nin dediği: "İnsan dikkat dağıtma üzerine kurulu bir toplumda yaşıyor." Bilinçli olmak, farkında olmak acı veriyor. Çünkü sistem senden "tüket, kaydır, tıkla" istiyor. Derin düşünce reklam arası. Bu David J. Chalmers ’ın zor problemi değil. Bu kolay problemin silaha dönüşmesi: Davranışın, tercihin, arzun modelleniyor. 2. Arzuların ipotekli Tasavvuf "nefsini bil" der. Bugün nefsini algoritma senden iyi biliyor. • Amazon ne alacağını senden önce tahmin ediyor. • Spotify üzgün olduğunu anlayıp ona göre şarkı veriyor. • YouTube "radikalleştirme tüneli": Bir videodan giriyorsun, 2 saat sonra bambaşka bir insansın. Chalmers’ın "fenomenal bilinç" dediği şey, yani "kendi deneyiminin sahibi olmak", elinden kayıyor. Çünkü deneyimini neyin tetikleyeceğini sen seçmiyorsun. Akış seçiyor. 3. "Ben"in ipotekli En tehlikelisi bu. Sosyal medya kimliğin = beğeni + takipçi + story. • Fotoğraf çekiyorsun, "atınca nasıl durur" diye düşünüyorsun. Anı yaşamıyorsun, anı üretiyorsun. • CV’ni LinkedIn’e göre yazıyorsun. • Fikrini Twitter’da linç yemeyecek şekilde törpülüyorsun. İlhan İnan ’ın "merak" dediği şey ölüyor. Çünkü merak riskli. Sistem "onaylanan içerik" istiyor. Bilinçli soru soran insan yalnızlaşıyor. Harari’nin dediği gibi: "Bilinçli insanlar aileyi, kurumu rahatsız eder." Ama %100 ipotek değil. Kumanda hala sende. Neden? 1. Farkındalık = İlk haciz
Alıntı
Bilinçli ZihinDavid J. Chalmers · Fol Yayınevi · 202412 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·578 syf.··
2026 63. kitabı
Kitap Yorumu : Bir Rüya İçin Ağıt 2 / Gülşen & Şehnaz Haşimoğlu Özet; Cesur, Zeyno’nun kendisine ihanet ettiğini düşünmesine rağmen onu annesinden korur ve kaçabilmesi için Ferman’la işbirliği yapar. Zeyno’nun hayatına bu süreçte Azer Özdağ girer.Ona aylarca güvenli bir sığınak sunar, korur ve yanında olur. Ancak zamanla Zeyno, Azer için yalnızca korunması gereken bir kadın olmaktan çıkar. Öte yandan herkesin onu korumak adına sakladığı gerçekler ve eksik bırakılan bilgiler, Zeyno’nun olayları kendi yöntemleriyle çözmeye çalışmasına neden olur. Bu yüzden kaçmayı bırakır. Artık amacı yalnızca başlatılan davayı sonlandırmak değildir. Hayatı boyunca saklanarak yaşamamak, kendi doğrularının arkasında durmak ve eğer hâlâ bir ihtimal varsa Cesur’la olan hikâyesine sahip çıkmaktır. Ancak olaylar çoktan kişisel hesaplaşmaların ötesine geçmiştir.Artık mesele yalnızca bir iftira davası değil, üç aile arasında yaşanan büyük bir güç savaşına dönüşmüştür. Herkes kendi hamlesini yaparken kurban olarak seçilen kişi yine Zeyno olur. Beklenen yüzleşme sonunda gerçekleşir. Fakat bu kez Zeyno yalnız değildir. Babası, her şeye rağmen kızının yanında durur. Affetmese bile onu yalnız bırakmaz. Şivan’ın gelişiyle birlikte Kadıoğlu Konağı’nın eksik halkaları da tamamlanır ve aile, birlik olmanın ne demek olduğunu bir kez daha gösterir. Hikâye ise Cesur ve Zeyno’nun evliliklerinin devam edip etmeyeceğine karar verilecek olan aşiret toplantısıyla son bulur. Yorum; Sanırım bu kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey şu olurdu: Üzgünüm..Çünkü bu hikâyeye veda etmek gerçekten zor oldu. Ama aynı zamanda mutluyum. Çünkü karakterler, bunca yaşanan şeyden sonra hak ettikleri sona ulaştılar. Ben her zaman tüm zorluklara rağmen birbirine tutunmaya çalışan karakterleri sevmişimdir. Bu yüzden Cesur ve
Bir Rüya İçin Ağıt 2Şehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayınları · 2023374 okunma
Sefiller – Victor Hugo
10/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Sefiller, yalnızca bir roman değil; insanı, toplumu, adaleti ve vicdanı aynı denklem içinde düşünmeye zorlayan büyük bir insanlık laboratuvarı. Victor Hugo bu eserde bireyi tek başına ele almaz; onu yoksulluk, hukuk, din, ahlak, sınıf, eğitim ve tarih gibi büyük kuvvetlerin içinde inceler. Bu yönüyle roman, bana göre edebi olduğu kadar sosyolojik ve felsefi bir metindir. Jean Valjean’ın hikâyesi, “İnsan kötü müdür, yoksa koşullar mı insanı kötülüğe iter?” sorusunu sürekli diri tutar. Hugo’nun cevabı basit değildir; insanı ne tamamen masumlaştırır ne de bütünüyle mahkûm eder. Onu anlamaya çalışır. Romanın en güçlü tarafı, adalet ile yasa arasındaki farkı göstermesidir. Javert’in temsil ettiği düzen, mantıksal olarak tutarlı fakat insani olarak eksiktir. Jean Valjean ise ahlakın yalnızca kurallara uymaktan ibaret olmadığını; bazen merhametin, bağışlamanın ve vicdanın yasadan daha yüksek bir gerçeklik taşıdığını gösterir. Burada Hugo, kuru bir ahlak dersi vermez; insan ruhunun dönüşebilir olduğunu anlatır. Bilimsel bakışla düşününce Sefiller, neden-sonuç ilişkileriyle örülü devasa bir toplumsal sistem gibidir. Açlık bir suça, suç bir cezaya, ceza bir kimliğe, kimlik ise insanın kaderine dönüşür. Fakat Hugo bu zincire bir değişken daha ekler: merhamet. Bazen tek bir iyilik, insan hayatındaki bütün denklemi değiştirebilir. Felsefi açıdan ise romanın merkezinde şu soru durur: İnsan, geçmişinden ibaret midir? Jean Valjean’ın mücadelesi bu soruya verilmiş en güçlü edebi cevaplardan biridir. Hugo’ya göre insan, geçmişinin yükünü taşır; fakat yalnızca ondan ibaret değildir. İnsan, bilinçli bir ahlaki tercih ile kendini yeniden kurabilir. Sefiller uzun, yer yer ağır, yer yer tarihsel ayrıntılarla dolu bir eser. Fakat bu uzunluk boşuna değildir. Hugo yalnızca karakter
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,4bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:12
Tuğba Eray Biber'in Sorularla İkinci Dünya Savaşı Tarihi adlı kitabı, İkinci Dünya Savaşı'nın nedenlerini, savaş sürecini ve sonuçlarını soru-cevap yöntemiyle açıklayan bilgilendirici bir eserdir. Kitapta savaşın önemli olayları, liderleri ve ülkeler arasındaki ilişkiler anlaşılır bir şekilde ele alınmıştır. Kitabı okurken konuları takip etmekte fazla zorlanmadım. Özellikle Sorularla Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabına kıyasla anlatımın daha akıcı ve anlaşılır olduğunu düşündüm. Birinci Dünya Savaşı kitabında bazı bölümler tarihî ve siyasi olayların yoğunluğu nedeniyle bana daha ağır gelmişti. Ancak bu kitapta olayların daha sistemli aktarılması ve örneklerle desteklenmesi konuları kavramamı kolaylaştırdı. Genel olarak eser, İkinci Dünya Savaşı hakkında temel ve ayrıntılı bilgiler edinmek isteyen okuyucular için faydalı bir kaynak niteliğindedir. Hem öğretici hem de okunabilir bir anlatıma sahip olması kitabın güçlü yönlerinden biridir.
Sorularla 2. Dünya Savaşı TarihiTuğba Eray Biber · Yeditepe Yayınları · 202145 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma