"Ben ne koyuyorum ortaya albayım?" diye çekinerek sordu hikmet.
"Kendini koyuyorsun evladım; daha ne koyacaksın? herkesin başkalarından kaçırdığı muhtevayı koyuyorsun.
Ben neden böyleyim albayım?
Üzülme biz emekliyiz; seni hoş görürüz.
Ben de kendimi hoşgörüyle karşılamak istiyorum albayım. Uğraştıkça daha derin bir bataklığa gömüldüğümü hissediyorum.