Masada yarım bir çay ve yine ben kaldım; hayalinle baş başa... Şimdi kime baksam senden bir parça görüyorum: Kiminde sevgi, kiminde saygı, kiminde ise çokça merhamet. Sahi baba, sen sadece bir merhamet abidesi miydin? Ve o merhametten bana da mı aşıladın? Çünkü şimdi ne kadar kızsam da merhametime yenik düşüyorum. Söylesene baba, neydi senin bu ansızın gidişin? Kime kızdın, kime kırıldın da bu kadar erken bırakıp gittin kızını? Kalbine ağır gelen neydi? Ama bir şeyi itiraf edeyim mi? Benim de çoğu zaman kalbim acıyor. Belki yaştan, belki de yaşananlardan... Sahi baba, benim yaşım kaç? Bak, yine seni düşünürken unuttum günleri, ayları ve yılları... Biliyorum, uzattım. Sen çok konuşmayı sevmezdin. Ama insan çok özleyince çok konuşuyormuş baba.
Duygu ve Düşünce
sızın, kalbimde yuva kurmuş. Bana seni atmamı söylüyorlar. Söylesene insan kalbi olmadan da yaşar mı?
Reklam
Söylesene sen beni, hiç sevmedin mi? Kollarında düşleyip, özlemedin mi? Bak şu yorgun halimize, üzülmedin mi? Sana kırgın değilim, her şeye rağmen…
Bir yudum suya muhtaç değildim ki ben gidip dağları barajları aşayım bir yudum sana muhtaçdım ben şimdi söylesene hangi adamın mekanını basayim
söylesene senin evin neresi en çok neresi acıyor kalbinin
Alıntı
Söylesene, kendini harap ettiğin hangi insanın umrundasın? Hani diyor ya Nazım Hikmet; "Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız. öyle işte..
Reklam
Reklam